Anne Ben Aşık Oldum


Haydi itiraf edin.. hangimiz dergi kapağında gördüğümüz birine aşık olmadık, hangimiz aynı sokakta oturan liseli gencin bir gülümsemesiyle kalp çarpıntısına tutulmadık ki. Hepimiz kendimizi bulutların üzerinde hissettiğimiz o anı yani ilk aşkı ve ardından gelen hayal kırıklığını yaşamışızdır. Bunun sonunda da sığınılacak ilk liman şüphesiz ailemizdir. Ergenlik yetişkinliğin bir provası gibidir. Şu anda karşımıza çıkan birtakım problemlerle daha kolay başa çıkabiliyor olabiliriz. Ancak o zamanlar her şeyle ilk karşılaşmamızdı. Gençliğin ilk yılları her bakımdan karmaşık gibi görünmektedir. Bunun sebebi de ruhumuzun yeni karşılaştığı her şeye biraz yüksek dozda heyecanla tepki vermesidir. İşte bu sebepledir ki o zamanlar her duyguyu uçlarda yaşardık. Dengeli ve sakin yaşam içinse yirmili yaşları beklememiz gerekecekti.

Aşk Nedir?

Kimilerine göre aşk, anne karnında oluşan bağın ergenlik ve yetişkinlikle birlikte kılık değiştirmiş halidir. Kimine göre ise her şeyin üstesinden gelen süper güç. Kızlar aşk ile daha erken yaşta karşılaşıyorlar. Bunun sebebi erkeklere göre daha önce ergenlik dönemine girmeleridir. Bir ergen için aşk oldukça heyecan vericidir. Bu duygu kısa sürede değişebilir. Bir an nefret edebilir, sonra birden yeniden sevebilirler. Bunun gibi dalgalanmaları sürekli yaşarlar. Aslında ergen karşı cinsi kendisine bir “ayna” olarak kullanmaktadır. Önemli olan kaç kişinin onu beğendiği, beğenen kişilerin popüler olup olmadığı, kaç kişiyi kendine âşık edebildiğidir. Böylece ergen kendisini değerlendirip kimliğini oluşturacak, benliğini ortaya koyup özerkliği için çabalayacaktır. Kız ya da erkek ergen, ebeveynleri dışında birileri tarafından anlaşıldıklarını ve değer verildiklerini hissetmek ister. Böylece kendisi için önemli olan bağımsızlaşmaya ulaşmak daha kolay olacaktır. Ergen, “beni ailem dışındakiler de beğeniyor”, “benimle ailem dışında birisi de ilgileniyor” diye düşünmektedir. Bu da bireyselleşmenin önemli adımlarından birisidir ve doğaldır. Bundan sonra ergen birey, anne ve babasından uzaklaşıp ilgisini arkadaşlarına yöneltir. Arkadaşlarıyla sohbet eder, vakit geçirir ve aktivitelere katılır. İşte bu dönemde gençler ebeveynleri ile çatışma ve anlaşmazlık yaşamaya başlar. Karşı cinsle olan romantik düzeydeki ilişkiler anne ve babaları endişelendirir. Üstüne bir de sınavlar ve okul dersleri eklenince işler daha da karışır.

Hangi İlişki Nomaldir?

Bu dönemde yaşanılan ilişkiler ergene mahremiyet duygusu yaşatır ve kimlik gelişimine katkıda bulunur. İlk aşk, ben kimim? nelerden hoşlanırım? nelere değer veririm? gibi sorulara yanıt verilen temel yaşantıdan başka bir şey değildir. Fakat bazı handikapları da vardır. Öncelikle ebeveynler şunu bilmelidirler ki bu tür ilişkiler kaçınılmazdır ve kabul edilmelidir. Önemli olan ergenin bu tür ilişkilerini hangi sınırlar içinde yaşıyor olduğudur. Kriter olarak bu ilişkilerin ergenin önceki yaşantısını kökten değiştirmemiş olmasını söyleyebiliriz. Eğer gençler okullarına, çevrelerine ve ailelerine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeye devam ediyorlarsa, ilişki ahlaki sınırlar içinde yaşanmakta ve aile tarafından kontrol edilmeye açıksa, gencin olumsuz alışkanlık ve davranışlar kazanmasına sebep olmuyorsa ergenin bu ilişkileri yaşaması hem soysal, hem duygusal, hem de kimlik gelişimine katkıda bulunur.

Onu Anlamaya Çalışın

Son zamanlarda hayatımızda büyük bir yer kaplayan sosyal medya gençlerin sürekli haberleşmesini ve çeşitli fikir ve akımları takip etmesini sağlamaktadır. Ne var ki sosyal ağlarda ergenlerin karşısına çıkan birçok içerik onlara daha güzel görünmeyi, daha küçük yaşlara karşı cinsle ilişki yaşamayı, popüler olmayı ve daha çok arkadaş edinmeyi fütursuzca baskılamaktadır. Bunun sonucunda ergen karşı çıkamadığı şekilde birileriyle ilişki yaşayabilir. Neticesinde hemen ilişkisini sonlandırabilir fakat bir süre duygusal yaralanma sebebiyle kendi içine çekilebilir. Bu gibi anlarda onun yanında olmak önemlidir. İlişkilerle ilgili ne düşündüğü, aşk ve sevginin ne demek olduğunu onunla konuşabilirsiniz. Bu konuşma asla nasihat şeklinde olmamalı ve asla ilişkilerinin önemsiz olduğu düşünmemelisiniz. Bazı ebeveynler bu yaşlardaki ilişkileri yaşayan çocuklarıyla dalga geçebilir, gülebilir veya aptalca olduğunu düşünebilir. Dikkatli olun.. Bu çocuğunuzla aranıza duvar örüp bir daha yerine getirilmesi oldukça zor olan güven ilişkisini kaybetmenize sebep olabilir. Bunun sonucunda da çocuğunuz yaşadığı ilişkileri sizinle bir daha paylaşmak istemeyecektir. Sevimli gibi görünen ilişkileri ve deneyimleri onlar için oldukça ciddi ve önemlidir. Siz de önemseyin ve bu heyecanın ona neler kattığını anlamaya çalışın. Platonik veya karşılıklı bir ilişki zaten birçok ergen için başladığı gibi masumca ve zararsız bir şekilde kendiliğinden sona ermektedir. Yaşadığı bu hayal kırıklığı da ilgisini çeken başka birini bulduğu anda çabucak geçmektedir.

Nitelikli Vakit Geçirin

Çocuğunuz size bunu ilk söylediğinde pek çoğu gibi sert tepkiler verip katı önlemler almaya da kalkışabilirsiniz. Fakat bu onu yok saymaktan başka bir şey olmayacaktır. Hiçbir genç kendi duygularının, kişiliğinin ve beğenilerinin yok sayılmasına hoş tepkiler vermez. Onu anlamaya çalışmalı, sağlıklı olmayan ilişkiyi içindeki hangi boşluğu doldurmak için yaşadığı sorusuna cevap aramalı ve buna göre önlem almalısınız. Ergen ile karşılıklı sevgi, saygı ve güvene dayalı bir ilişki kurulmalıdır. Hassasiyetlerine dikkat edilmeli, anlattıklarını dinlemeli ve nitelikli vakit geçirilmelidir. Neticede ebeveynler için çocukları kaç yaşında olursa olsun korunmaya muhtaçtır. Lakin hepimizin bu evreleri atlattığını bir an olsun gözünüzün önünde canlandırın. Kaçımızın ilk aşkı son aşkıydı ki…


Merve Tunay Dünya
Klinik Psikolog


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.