Evdeki “Diğer” Çocuk


Serkan abisi engelli olan bir çocuktur. Doğumu ile beraber ebeveynlerinde heyecan uyandırmış, sevimliliği ile çevresi tarafından ilgi çeken biri olmuştur. Serkan’ın engelli abisi ise kardeşinin dünyaya gelişi ile kenara itilmiş, ihtiyaçları ertelenmeye, hatta dikkate alınmamaya başlamıştır.

Fakat yıllar ilerledikçe Serkan sevimliliğini yitirmiş, büyümüş, kendi kendine yeter hale gelmiştir. Bunun üzerine dikkatler tekrar engelli çocuğa yönelmiştir. Abi yaşıtlarından geridir ve aynı zamanda epileptiktir. Aralıklarla nöbet geçirmekte, bu da özellikle annede yoğun kaygıya sebep olmaktadır. Annedeki normal çocuk imajı sarsıldıkça çocuğunu çeşitli yollar bularak bu imaja uydurmaya çalışmıştır. Engelli çocuğun toplum içinde kendini savunamayacağını düşündüğü için onunla dışarı çıkmış, okulda sürekli yanında bulunmuş, hatta okuldaki öğretmenlerin çocuğunu diğer çocuklar gibi görüp aynı muameleyi yapması için rüşvet dahi vermiştir. Buraya kadar verilen örnek pek çoğumuz için olağan gibi durabilir. Fakat Serkan için işler yolunda gitmemiştir. Serkan bir süre sonra antisosyal davranışlar sergilemeye başlamıştır. Henüz 15 yaşında babasının arabasını kaçırmış, okuldan kaçmaya başlamış, hatta evde bulup çaldığı para ile sigara ve alkol kullanmaya başlamıştır. Kısaca annesinin yaşam merkezinde engelli abinin olması Serkan’da kişilik bozukluğuna yol açmıştır.

Ebeveynler engelli çocuklarının olduğunu öğrendiklerinde ilk yaşadıkları şey şok ve çaresizlik gibi duygulardır. Zamanla bu duygular yerini çökkünlük, aşırı üzüntü gibi duygulara ve çevrenin onlara acıyarak veya suçlayarak baktığı düşüncelerine bırakır. Engelli çocuk anne-babası bazen çocuğu kadar eğitime veya yardıma muhtaç olabilmektedir. Yapılan araştırmalar özellikle annenin çocuğun engelinden dolayı kendini suçlama durumunun rollere, duygusal tepki verebilmeye ve genel fonksiyona etkide bulunduğu ve çocuğun engelinden dolayı yakın çevrenin kendisinden uzaklaşacağını düşünen annelerin rollerinin ve genel fonksiyonunun aile işlevlerine etkide bulunduğunu göstermiştir. Buna göre engelli çocuk anne-babaları problem çözmede yetersizlik, çocuklarının davranışlarını kontrol etmede güçlük, yanlış iletişim kurma ve bazı hallerde aşırı duygusal tepki verme gibi özellikler sergileyebilmektedir.

Engelli kardeşi olan ve yukarıdaki örnekte belirtilen durumların yaşandığı ailelerde normal kardeşin de hem duygusal/ruhsal hem de fiziksel ihtiyaçlarının bulunduğu göz ardı edilmektedir. Engelli çocuğun merkezinde şekillenen yaşam, diğer kardeşi ihmal etmeyi gerektirmiştir! Ayrıca sağlıklı çocuğa yüklenen ağır roller de olabilmektedir. Öyle ki; bu çocuğa bütün işlerini halledebileceği, hem kendi sorumluluğunu hem de kardeşinin sorumluluğunu alması, aynı zamanda derslerinde de başarılı olması gerektiği sadece söylenmektedir. Çünkü o ebeveynlerinin algısına göre sağlıklıdır ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Fakat bu doğru olmayan bir düşünce biçimidir. Sağlıklı kardeş de en az engelli kardeş kadar “çocuk” olma hakkına sahiptir.

Yapılan araştırmalardaki bulgulara da bakıldığında anne-babaların evdeki rollerini değiştirdikleri, engelli çocukları için harcadıkları zamanı ve ilgiyi diğer çocuklarına gösteremedikleri gözlenmiştir. Ebeveynler engelli çocukları için olumsuz durumlarda bile her zaman olumlu ifadeler kullanabilmekte, diğer çocuklarının ise küçük yaramazlıklarını bile olumsuz kelimelerle ifade etmektedir. Diğer çocuk hiçbir neden olmadan aile dinamiğinin dışına itilebilir. Bu da diğer çocuğun nedensiz sevilmediğini düşünmesine ve kendini değersiz hissetmesine sebep olabilmektedir.

Yapılması gereken aslında çok basittir. Çocuk ne olursa ve nasıl olursa olsun anne-babalara birer emanettir. Emanetin şekli, rengi, boyutu farklı olabilir. Bu emanete tüm ebeveynler gerektiği gibi yaklaşmalıdır. Sevgi, tarifi pek de mümkün olmayan gözle görülemeyen bir kavramdır. “Diğer” çocuğunuz da ne olursa olsun sevildiğini bilmelidir. Bazı durumlarda bunu sözel olarak söyleyemeyebilirsiniz fakat sevgi eylemle de gösterilebilir. Engelli çocuk kendisine farklı davranıldığını hissettiğinde kardeşinin/abisinin/ablasının durumundan kendisini sorumlu tutabilir. Annenin yanlı tutumu çocukta suçluluk duygusunu geliştirebilir. Ayrıca engelli kardeşe gösterilen ilgi ve alaka, diğer çocukta kıskanma ve nefret duygularını körükleyebilmektedir. Çocuğun gerekli ilgiyi görmesi için de bir takım istenmeyen davranışlar içine girmesi beklenen bir durumdur.

Evde sürekli bakıma ihtiyacı olan bir çocuk olabilir. Fakat diğer çocuk için de bakım demek; onunla ilgilenmek, şefkatle yaklaşmak, onunla da yeterli iletişimi ve etkileşimi sağlamaktır. Diğer çocuk için işlerin ters gittiği fark edildiğinde onunla konuşulmalı, çözüm bulunamıyorsa uzmana başvurulmalıdır. Diğer çocuğun da ilgileri olabilir. Anneler bu ilgilerini fark etmeli ve onunla bu ilgileri hususunda konuşmalıdır. “Anne” diye seslenen bir çocuk muhakkak dikkate alınmalıdır. Dikkate alınmazsa ileride size bu şekilde değil, problemli davranış göstererek seslenebilir! Engelli birey de özür/engel durumuna göre annesiz yaşamayı öğrenmelidir. Çünkü hiçbir ebeveynin sonsuza kadar her an çocuğunun yanında olması mümkün değildir. Diğer yandan yaşına göre yaşadığı zorluklar karşısında sürekli yalnız kalan ve ihmal edilen çocuklar, bu zorluklarla baş etmek için farklı yollar deneyebilirler. Aile bu zorluklar karşısında diğer çocuğuna da sabırla tahammül etmeli ve ona da yol göstermelidir.


Orhan Dünya
Psikolog


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.