Film Analizi: Black Swan (Siyah Kuğu) Filminin Psikolojik Çözümlemesi


Karakterler

Nina: Başrol oyuncusu. Oyunda siyah ve beyaz kuğu canlandıracak genç kız. Mükemmelliyetçi bir karakteri var. Takıntılı, obsesif ve kontrolcü, baskıcı bir annesi var. Annesinin bu yaklaşımı Nina’nın kendi benliğine yabancılaşmasında ve benlik bölünmelerinde etkili.

Erica: Nina’nın annesi. Eskiden balerin fakat Nina’ya hamile kalması sonucu mesleğini bırakmak zorunda kalmış. Bunun için hem kendine hem de Nina’ya karşı içten içe öfke duyuyor.

Thomas: Nina’nın bale hocası ve ‘Kuğu Gölü Gösterisi’nin yönetmeni. Sert ve kibirli.

Beth: Thomas’ın eskiden en gözde balerini. Yaşından dolayı balerinliği bırakacak olmayı kabullenemiyor. Kıskanç olan Beth filmde Thomas’ın tarifine göre ‘içinden geldiği gibi davranan karanlık biri, onu sahnede izleme zevkini bu yönü veriyor’.

Lily: Yeni gelen balerin. Nina’nın içindeki kötü benlik ile özdeşleştirdiği kişi. Korkusuz ve özgür bir karaktere sahip.


Film Nina’nın rüyası ile başlıyor. Kendini sahnede Beyaz Kuğu olarak görüyor, arkasındaki yaratık gibi olan kötü adamdan kaçmaya çalışıyor. Yüzündeki endişe ve korku anlaşılabilir derece belirgindir.

Nina uyanıyor, esneme hareketleri yapıyor ve oldukça sakin gözükmektedir. Bu sahnelerde Nina’nın odası dikkat çekiyor; yaşına göre oldukça çocuksu, hala oyuncaklarla dolu bir odası vardır. Açık renklerle dizayn edilmiş ki zaten Nina’nın da kıyafetlerinde sürekli açık renk kullanması ilerleyen bölümlerde dikkat çekmektedir.

Nina ve annesi Erica’nın saç, makyaj ve mimik olarak benzer olduğu görülmektedir. Yalnızca Erica Nina’nın aksine siyah kıyafetleri tercih etmektedir. Nina’ya açık renkler giydirip kendisinin tam tersi giyinmesi kızıyla kurduğu ters özdeşimi anlatıyor olabilir. Kahvaltı sırasında annesinin Nina’ya endişeli tavrı dikkat çekiçi. Filmin devamı da düşünüldüğünde Erica bir yandan Nina’nın iyi bir balerin olmasını istiyor, ama bir yandan ise ona öfkeli ve kıskanıyor. Kahvaltı sahnesinde ‘yaşlandıkça üstündeki baskı artar’ cümlesini kuran Erica şu an içinde bulunduğu fizyolojik ve psikolojik durumu dışarıya atfediyor ve Nina’yı tehdit edici bir mesaj veriyor.

Erica Nina’yı kendi giydiriyor, kontrolcü davranıyor çünkü Nina’nın her şeyini tam olarak kontrol edebilirse yaptığı yanlışların düşmesini engelleyebileceğini düşünüyor olabilir. Bu davranışına farklı bir açıdan da bakabiliriz; Nina’nın büyümesini engellemek istiyor! Hem davranış hem de sözleriyle film boyunca duyulan ‘küçük tatlı kızım’ kelimesini sık sık kullanıyor. Büyürse Nina kendi kontrolünü sağlar ve Erica gözünde yaratmak istediği mükemmel saf ve temiz ‘beyaz kuğu’ kaybeder. Erica’da kontrol kaybı korkusu hakim. Nina bundan rahatsızlık duyuyor fakat dile getirmiyor. Sırtındaki tırnak izlerini annesinden saklamaya çalışıyor. Nina kendini yoluyor ve zarar veriyor. Bunu film boyunca kendini suçlu hissettiğinde, kötü yönüyle buluştuğunda ve mastürbasyon yaptığında görebiliyoruz. Kendine zarar verme ve yolma çeşitli psikolojik sıkıntıların olduğunu gösterir. Kötü benliği ile buluşan Nina, o an da aldığı hazzın utancını somutlaştırıyor olabilir. Bilinçli bir şekilde yapmıyor bunu.

Metroda Lily’yi gören Nina gerçek mi yoksa halüsinasyon mu olduğunu ayırt edemiyor. Kendisinin yansıması olup olmadığını anlayamıyor. Bu sahnelerde henüz gerçekle bağını yitirmemiştir. Genel olarak nevrotik düşünce ve davranışlara sahiptir. Kendisi bale okulunda Lily görünce gördüğü şeyin halüsinasyon olmadığını anlar. Nina içinde yavaş yavaş başlayan benlik bölünmesinde oluşturacağı kötü karanlık Nina’yı seçiyor. Bu seçim henüz bilinç düzeyinde değil.

Thomas çalışmalara gelip, hazırlayacağı Kuğu Gölü gösterisini anlatıyor. Nina çok endişeli ve tedirgin Thomas’ın dikkatini çekmek istiyor. Seçilen balerinler arasında olduğunu öğrenen Nina’nın yüzündeki endişe ve panik devam azalıyor fakat tam olarak sevindiğini de belli edemiyor. Sürekli kaygı ve kontrol hakim, gergin. Film boyunca böyle devam ediyor , bunu annesinin üstünde kurduğu baskıya bağlayabiliriz. Aşırı korumacı olan Erica ve Nina arasında kısmı simbiyotik ilişkiden söz edilebilir. Nina anne=kontrol olmadığı zaman kaygılı.

Thomas seçmelerde Nina’yı izliyor daha sonra yalnızca beyaz kuğu olsaydı tereddütsüz onu seçebileceğini söylüyor. Annesiyle bunu paylaştığında Thomas’ı ikna etmeye ve rolü istemeye karar veriyor. Erica’nın tepkisi ise dikkat çekici bunu başaramayacağı mesajını veriyor.

Thomas’ın yanına giderken daha dişi (Nina’nın bastırdığı kötü ben) olmak için Beth’den çaldığı kırmızı ruju sürüyor. Beth Thomas’ın ‘küçük prensesi’ onun yerine geçmek istiyor ama buna inancı henüz yok. Onun gibi olursa rolü alabileceğini düşünüyor. Thomas rolü ona veremeyeceğini söyleyince hemen kabulleniyor sessiz kalıyor, nedenini dahi sormuyor. Nina mükemmel olmak istediğini ilk defa sözlü olarak orada dile getiriyor. Thomas mükemmelliğin ancak ‘kendini şaşırtmak, rolünü aşmak’ ile mümkün olacağını söylüyor. Bu cümle Nina’nın kişilik bölünmesine sürüklenmesinde etkili olabilir. Nina’nın rol değil gerçek ‘siyah kuğu’ olma arzusu biraz daha beliriyor. Thomas Nina’yı öpünce Nina Thomas’ın dudağını ısırıyor. İlk defa saldırgan bir eylem sergiliyor. ‘Isırmak’ analatik bakışa göre yok etmek, öldürmek, parçalamak gibi saldırgan düşüncelerin düşüncelerinin eyleme dökülmüş halidir. Yani ölüm iç güdümüzün yansıyan saldırgan davranışıdır. Aynı zamanda Nina, Thomas’a karşı cinsel arzu da duyuyor. İstediği ‘vahşi siyah kuğu’yu ona göstermek için de ısırmış olabilir.

Rol için seçildiğini öğrenip annesiyle kutluyor. Erica kutlama pastası alıyor ve dilimlerken Nina küçük kesmesini istiyor. Buna öfkelenen Erica pastayı atmaya kalkıyor. Nina’nın role seçilmesi onun değişeceği endişesi yaratıyor.

Nina banyoya girdiğinde kapının arkasına sepet koyuyor çünkü kapının kilidi yok. Çünkü Erica’dan gizli bir şey olamaz. Nina’nın halüsinasyonları başlıyor. Parmağının kanadığını görüyor, onu koparıyor ve canını yakıyor. Bastırdığı şeyler belirince kaygılanıyor, endişe ve utanç duyuyor, sırtını yoluyor. Bu utancı somutlaştırıyor ve sonrasında halüsinasyon başlıyor. Parmağının kanadığını, onu kopardığını görüyor; yani sırtını yolmasının utancını halüsinasyonda parmağından çıkarıyor. İç içe geçmiş öfke ve utanç artık film boyunca hakim olmaya başlıyor. Nina’nın nevrozları psikotik düşünce ve davranışlara dönüşmeye başlıyor. Nina’da depersonalizasyon bozulmalar başlıyor. Her mastürbasyon yaptığında içindeki bastırılmış ‘siyah kuğu’yu keşfetmeye başladığında depersonalizasyonlar daha çok belirginleşiyor. Gösteri yaklaştıkça yoğunluğu artıyor.

Lily ile gece dışarı çıkmak Nina için kırılma noktası oluyor. Aldığı maddelerin de etkisiyle psikotik bir sürece sürüklenmeye başlıyor. Kişilik bölünmeleri başlıyor. O gece Lily ile beraber olduğunu sanıyor.

Nina’nın içindeki siyah kuğu harekete geçiyor. Odasındaki oyuncakları atışı, kapıyı kitli tutmak için çok daha önce odasına aldığı ve sakladığı sopayı kullanması, annesine şiddet uygulaması saldırgan dürtülerinin davranışa yansımasıdır. Ayrıca dikkat çeken bir diğer nokta sopayı çok daha önce filmin başlarındayken almış ve saklamıştı yani ihtiyacı olacağını düşünmüş.

Oyun yaklaştıkça ayakları kanayana kadar çalışıyordu çünkü filmin en başından beri mükemmel olanın peşindedir. Thomas’ın en başta dediği ‘rolünü aşmak’ deneyimini Nina kimlik bölünmeleriyle yaşamaktadır artık ve neredeyse ‘Beyaz Kuğu Nina’ ondan uzak bir kimlik olmaya başlamıştır.

Oyundan önceki gece yaşananlar Erica’yı endişelendirmiştir. Thomas’a Nina’nın hasta olduğunu söylemiştir. Oyuna gitmesini istemez çünkü artık ‘küçük tatlı kızını’ kaybediyordur. Nina karşı çıkar ve oyuna gider. Burada Nina’da olan değişimi net bir şekilde görüyoruz; baş kaldıran ve olan şeyleri hemen kabullenmeyen vahşi ‘Siyah Kuğu Nina’.

İlk sahnede Beyaz Kuğu canlandıracak olan Nina bu rolü başaramaz ve düşer. Aslında beyaz kuğu sahnesinin kusursuz olması beklenmektedir fakat Nina içindeki Siyah Kuğu ile öylesine özdeşim kurmuştur ki bunu başaramaz.

Siyah Kuğu sahnesine başlamadan önce Nina soyunma odasında Lily’i görür. Aslında rolünü çalmak istediğini öğrenince onu öldürüp saklar. Bunlar gerçek değil halüsinasyonlardır fakat Nina son sahnelere kadar bunu anlayamaz. Lily görünce gerçeği anlar.

Son sahne de siyah kuğuya yenilgisini kabul eden beyaz kuğu intihar eder. Oyun biter. Gerçekte de Nina farkındalık ve kabulleniş yaşar. Onun verdiği rahatlık ile aslında hiç de gerçek olmayan kendisinin değil de annesinin kurduğu yaşamına son verir. Son cümlesi ‘onu hissettim kusursuzdu’ olur.


Merve Işık
Psikolog


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.