Narsisistik Kişilik Bozukluğu


“Üstün biri olduğum için özel davranılmayı ve birtakım ayrıcalıklar tanınmasını hak ediyorum.”


“Ben çok özel bir insanım bu yüzden bana saygı duymayanların cezalandırılması gerekir.”


“Sadece benim kadar özel, yetenekli ve parlak olanlar beni anlayabilirler.”

Bu cümleler narsisistik kişilik bozukluğu olan insanların sahip olabileceği yerleşik düşüncelerden sadece bir kaçı. Narsisistik kişilik bozukluğu kişinin kendi önemiyle ilgili büyük duyguları olması durumudur. Bu kişiler kendilerinin diğer insanlardan özel ve üstün olduklarına inanırlar. Kendileriyle ilgili sahip oldukları düşüncelere karşıt herhangi bir fikir veya eleştiriye depresyon ya da kızgınlıkla karşılık verebilirler. Empati yapmaktan yoksun olan bu kişiler genellikle diğer insanları kendi çıkarları için kullanma eğiliminde olurlar. Diğer insanların onlara hayran olması amacı da olan bu kişiler ayrıca dış görünüşleriyle oldukça ilgilidirler.

Nedenleri

Narsisistik kişilik bozukluğunun toplumda görülme sıklığı %1’dir ve tanı konulan kişilerin %70’i erkektir. Narsisistik tanısı konulan kişilerin büyük bir çoğunluğunda aile ilişkilerinin, özellikle anneyle olan ilişkinin çok büyük bir etken olduğunu görebiliyoruz. Erken yaşlarda anne figürünü kaybetmenin veya anne tarafından reddedilmenin sonucu olarak empati yoksunluğunun ortaya çıkmasının bu rahatsızlıkta önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.

Özellikleri

Narsisist kişiler kendilerini neredeyse Tanrı gibi görme eğiliminde ve diğer insanların onları beğenmesi ve takdir etmesi arzusu içindedirler. Herhangi bir eleştiri, saygısızlık veya kayıtsızlık onları büyük bir strese sokmaktadır. Ayrıca kendilerini ‘çok özel’ olarak gören bu kişiler herkesin onları kıskandığını düşünürler. Fakat kendini eşsiz gören bu kişilerin diğer insanları kıskanma özelliği de bulunmaktadır. Kendilerini olağan dışı haklara ve ayrıcalıklara sahip, toplumda çok özel ve üstün bir konumda gören bu kişiler kendilerine saygı göstermeyen ve onları takdir etmeyen herkesi küçümserler. Hak kazandığı duygusunda olan bu bireyler özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Eşi bulunmaz kişiler olduklarını düşünen narsisistler sınırsız başarı, güç, güzellik ve zeka düşlemleri üzerine kafa yorarlar. Hayal güçleri oldukça fazla çalışan narsisistler bunun sonucunda genel bir iyimserlik ve umutlu bir ruh halindedirler. Kendine güven havası içinde olan ve gösterişi seven narsisistlerin buna rağmen benlik saygıları çok kırılgandır.

Sosyal İlişkiler

Narsisist kişilerin kişilerarası ilişkileri kendi çıkarları üzerine kuruludur. Bu kişiler farkında olmaksızın başka insanları kendi amaçları için kullanırlar. Diğer insanları sömürme eğilimleri olan bu kişiler ayrıca diğerlerinin onların isteklerini yerine getirmesini bir zorunluluk gibi görürler. Ayrıca empatiden de yoksun olan bu kişiler çevrelerindeki kişilerin duygularını anlamada oldukça isteksizdirler. Buna ek olarak diğer insanların gereksinimlerine oldukça duyarsızdırlar. Bu nedenlerden dolayı narsisist bireyler genellikle yüzeysel ve içten olmayan ilişkiler içindedirler.

Narsisist kişiler kendilerini hep haklı bulan ve haklı olmadıklarında da kendilerini haklı çıkaracak rasyonalizasyonlar bulmaya yatkındırlar. Gerçeklikten sapma eğiliminde olan bu kişiler, kendileriyle ilgili hoşnut olmadıkları özelliklerini (başarısızlıkları, yetersizlikleri v.b) tam tersi yansıtmaya çalışabilirler. Diğer insanların düşüncelerini genellikle umursamazlar ve bunun sonucunda da ne isterlerse onu söyler veya yaparlar. Dayanıksız rasyonalizasyonları zor durumda kaldıklarında onları kurtaramazsa savunma mekanizması olarak projeksiyon (yansıtma) kullanabilirler. Kendilerini yalanlarından ve tutarsızlıklarından kurtarma arzusunda olan narsisist bireyler karşılarındaki kişileri yalancılık veya mantıksızlıkla suçlayabilirler. Kendi benlikleriyle ilgili düşüncelere herhangi bir tehdit algıladıklarında oldukça olumsuz tepki veren bu kişiler başlarda utanç veya keder hissetseler de sonradan düşlemlerine geri dönerler. Kendilerini eşsiz ve özel insan olarak gördükleri bir yalancı dünya yaratırlar.

Dışarıdan soğuk ve kendini beğenmiş olarak tanımlayabileceğimiz narsisist bireyleri kısaca üstünlük duygusu, empati yoksunluğu ve beğenilme arzusuyla tanımlayabiliriz. Erken çocukluk döneminde ihtiyaçları karşılanmamış ve empati yoksunu ebeveynlere sahip olunması sonucu ortaya çıkabilecek bu rahatsızlık kişilerin günlük yaşamlarını ve çevrelerindeki bireylerle ilişkilerini oldukça olumsuz şekilde etkileyebilmektedir. Bu özelliklerden bazılarına sahip olan kişilerde narsisistik kişilik bozukluğu olma olasılığı göz önünde bulundurulmalı ve bu kişilerin bir uzmana danışması önerilmektedir.


Berfin Sude İldeniz


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.