Yaşamak İçin mi Yiyoruz? Yoksa Yemek İçin mi Yaşıyoruz?


Yemek yemek en temel yaşamsal faaliyetlerimizden birisidir. Peki her zaman sadece ihtiyacımız olduğu için mi yemek yiyoruz. Gelin bu konunun üzerinde birazcık düşünelim. Yemek yemenin hayatta kalma dışında birçok psikolojik faktörü vardır. Mesela kızdığımızda, stres altında, kendimizi pek de iyi hissetmediğimiz zamanlarda veya yapacak daha iyi bir şey bulamadığımızda yemek yeme davranışı gösterebiliriz. Sadece depresif ruh hallerimizde değil, güzel bir haber aldığımızda da bunu yemekle kutlayabiliyoruz. Tabi ki bu saydıklarım kişiden kişiye, kültürden kültüre değişen faktörlerdir. Etnik kökenimiz, ailemiz, coğrafi konumumuz ve ekonomik koşullarımız beslenme alışkanlıklarımıza yansır. Bu alışkanlıklarımız sağlığımızı iyi veya kötü yönde etkileyebilir. Yapılan araştırmalarda yetersiz veya kötü beslenmenin sigaradan daha ölümcül olduğu bulunmuştur.

Beslenme Alışkanlıklarında Ailenin Rolü

Beslenme alışkanlıklarında ailenin rolü göz ardı edilemeyecek derecede fazladır. Ailede özellikle anneye bu konuda büyük sorumluluklar düşer. Yaşamın ilk günlerinden itibaren anne, sağlıklı yeme-yedirme ilişkisinin temellerini atar. Bebeğini iyi tanır ve onun gelişim düzeyine uygun beslenme tarzını seçebilir. Ayrıca 0 – 2 yaş döneminde oluşan güvenli bağlanmanın beslenme alışkanlıkları üzerinde etkisi vardır. Bebeğin kendini güvende hissetmesi ve ihtiyaçlarının karşılandığını bilmesi çok önemlidir. O yüzden bu dönemde bebek eğer acıktıysa annenin beklemeden bu ihtiyacına karşılık vermesi gerekir. Çocuk yetiştirilirken yapılan bir diğer yanlış da yemek yemeyi duygularla eşleştirmektir. Yemek hüzün, sevgi ya da bir arkadaş değildir. Yemek yemek hayatta kalmak için doğal bir süreçtir. Çocuğa bunun benimsetilmesi gerekir. Yemeği ödül olarak kullanmak da çocukta olumsuz sonuçlara yol açabilir. Çocuğu yemekle ödüllendirmek yerine çok daha etkili yöntemler vardır.

Son olarak ailece yenen yemeğin çocukların beslenme alışkanlıkları üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetmek istiyorum. Aile ile birlikte yemek yiyen çocuklarda obezitenin daha az görüldüğü, psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettikleri ve özellikle kız çocuklarında yeme bozukluklarına pek rastlanılmadığı belirtilmiştir.

Bir Yeme Bozukluğu: Bulimiya Nervoza

Bulimiya nervoza son yıllarda tanımlanan kontrolsüz yeme bozukluğudur. Anormal yeme alışkanlığı ile kendini belli eder ve kişi daha sonra kilo alımını önlemek için kusma ya da laksatifler (temizleme) gibi farklı yollar kullanır. Aç kalırlar, yada aşırı egzersiz yaparlar. Genellikle yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerde ve 18 – 24 yaş arası genç kadınlarda daha fazla görülmektedir. Şişmanlıktan korkulması, sık sık perhiz yapılması, medyada sunulan beden imajı ve genç kızların bunlara özenmesi nedenler arasındadır. Bulimik insanlar ayna karşısında çok sık vakit geçirirler. Çoğunlukla normal kiloda olsalar bile beden algılarında bir bozukluk oluştuğu için şişman olduklarını düşünürler.

Psikiyatrik hastalıkların içinde yer alan bulimiya nervoza, günümüzde giderek artan bir eğilim gösterir. İnsanların hayatının büyük bir bölümünü etkileyen bu durum bazen ölümle de sonuçlanabilmektedir. Bu yüzden vakit kaybetmeden destek almak gerekir.


Gülçe Çelebi


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.