Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) Filminin Analizi


2018 yılında beyazperdeye taşınan Sessiz Bir Yer filminin yönetmen koltuğunda John Krasinski oturuyor. Krasinski yönetmenliğin yanı sıra Emily Blunt ile birlikte başrol oyuncularından biri olarak da filmde yer alıyor. Film ne kadar gerilim ve korku türü olarak karşımıza çıksa da izlerken insanda birçok duyguyu uyandırabiliyor. Filmi, diğer gerilim filmlerinden ayıran en büyük nokta ise sesli diyalogların neredeyse hiç olmamasıdır.

Filmin Konusu

Film, açıklanmayan bir felaketten sonra ortaya çıkan ve kör olmasına rağmen sese karşı son derece duyarlı varlıkların insan ırkını tehdit etmesini temel alıyor. Başlarda konusu nedeniyle klasik bir gerilim filmi izlenimi uyandıran film, sizi içine aldığı zaman hiç düşünmediğiniz bir dünyaya atıyor. Sese duyarlı olan bu varlıklardan korunmak ve hayatta kalabilmek için yapılması gereken tek şey sessiz olmak. Bu yüzden ani ses ve çığlıkların süslediği korku filmlerinden farklı olarak hiç alışkın olmadığınız bir perdede buluyorsunuz kendinizi. Filmin başlarında “Gerçekten tüm film boyunca hiç konuşmayacaklar mı? Çok sıkıcı bir film olacak” diye başlayabilirsiniz ama film size sessizliğin de bir sesi olduğunu kanıtlayacak. Hatta yer yer siz onlara ses olacak ve bazen nefesinizi tutup bazen yerinizde duramayacaksınız.

Sessiziliğin Filmi

“Sessizliğin” çok farklı anlamlar yüklendiği bu filmde hayatta kalmaya çalışan bir ailenin hikâyesine konuk oluyoruz. Abbort ailesi, doğuştan engelli kızları Regan sayesinde işaret dili ile anlaşabiliyorlar ve bu sayede konuşmadan hayatta kalmayı başarabiliyorlar. Aile ses çıkarabilecek her şeyden uzak durmaya çalışsa da bir akşamüstü evin küçük çocukları Regan ve Marcus kendi aralarında oyun oynarken farkında olmadan ses çıkarıyorlar. Sesleri çok uzaktan bile algılayabilen ve ses çıkaran her şeyi yok etmeye çalışan varlıklar bu sesle beraber Abbort ailesinin evine doğru harekete geçiyor. Ailenin babası Lee ailesini korumak için elinden geleni yapmak zorunda. Bu süreçte onları zorlayacak bir durumla da karşı karşıyalar. Ailenin annesi Evelyn hamile ve doğuma çok az bir vakit kaldı!

Gerçek Sevginin Sözcüklere İhtiyacı Yok

Film sırasında ne kadar gerilim dolu hissetseniz ve bazen film karakterlerine kızıp onlar yerine senaryolar üretseniz de film bittiği zaman etkisinden uzun bir süre çıkamıyorsunuz. Başa dönüp tekrar her şeyi sorgulamaya başlıyorsunuz ki hiç farkında olmadığınız noktalarla karşılaşıyorsunuz. Çünkü filmin sonunda o filmden size kalan korku ve gerilim yerine karşılıksız sevginin insana birçok şeyi yaptırabilecek güçte olduğunu görmek. Sevginin aslında insan için bir dayanak olduğuna tanık oluyorsunuz. Gerçek sevginin sözcüklere ihtiyacı olmadığını anlıyorsunuz.

Ailenin küçük kızı Regan, filmin başında kardeşine sesli bir oyuncak vererek onun varlıklar tarafından yok edilmesine sebep oluyor. Film boyunca yaptığı şeyler ve ailesine karşı gösterdiği tavırdan ötürü Regan’a yer yer kızabilirsiniz. Olaya derinlemesine bakıldığında ise küçük kızın kardeşinin ölümüne sebep olmasının onu oldukça derinden sarstığını ve kendini suçlu hissettiğini görebilirsiniz. Kardeşinin ölümüne sebep olduğu için ailesi onu hiç suçlamasa da o hissettiği pişmanlıkla ailesinin onu suçlu bulduğuna ve onu sevmediğine inanmaya başlıyor. Bu durum onu ailesine karşı isyankar ve saldırgan birine dönüştürüyor. Film boyunca yer yer kızacağınız kızın asi tavırları sadece çok derinden yaşadığı pişmanlığın bir yansıması olacak. Sessizliğin pişmanlıktan izler taşıdığına tanık olacaksınız.

Bir gün Lee ailenin diğer üyesi Marcus ile birlikte bir şelalenin yanına gidiyor ve Regan hakkında konuşmaya başlıyorlar. Marcus, Regan’ın düşüncelerini söylediğinde babası küçük çocuğa aslında Regan’ı suçlamadığını ve onu sevdiğini söylüyor. Marcus, bunun üzerine “O bunu bilmiyor. O zaman onu sevdiğini ona söyle.” diyor. Aslında bu sahnede insanların duygu ve düşüncelerimizi anlamaları için onları sesli dile getirmenin daha gerçekçi bir anlatım olabileceğini görüyoruz. İletişim karşılıklı kurulan bir olgudur ve eğer karşı taraf vermekte olduğunuz mesajı anlamazsa etkili ve doğru bir iletişim kurulamaz. Sahip olduğumuz düşünce ve duygular soyut kavramlardır. Onları somut hale çevirmek doğru ve etkili bir iletişim için daha sağlıklıdır. Sessizliğin yanılgılar taşıdığına tanık olacaksınız.

Dramatik Son

Filmin en etkili sahnelerinden biri Lee’nin sevgisini somutlaştırarak Regan’a gösterdiği sahneydi. Çocuklarını varlıklardan korumak için kendini feda eden Lee, sevgisinin varlığını fedakarlık yaparak kızına gösteriyor. Ölmeden önce son söylediği şey de “Seni seviyorum Regan” oluyor. Aslında burada sevginin insana katabildiği cesaret ve fedakarlığı görüyoruz. Sevginin insana birçok “yapamam” dediği şeyi yaptırmasına film boyunca bir kez daha tanık oluyoruz. Evelyn doğum yaparken çok büyük sancılar çekmesi ve ayağına çivi batmasına rağmen asla bağırmadan bebeğini dünyaya getirmesi bunun diğer örneği. Her iki ebeveynin de çocukları için göstermiş olduğu bu fedakarlık, çocuklarına olan sevgilerinin onlar için en büyük dayanak olması insana gerçek sevginin gücünü gösteriyor.

Bu filmde sessizliğin fedakarlık ve güç olduğuna tanık olacaksınız. Sessizliğin sevginin sesi olduğuna tanık olacaksınız.


Elif Yılmaz


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.