John Bowlby ve Bağlanma Teorisi


Bugünlerde annelerden duyduğumuz ‘çocuğumla güvenli bağlanmayı sağlamam gerekir, ne yapmalıyım?’ sorularına ya da yetişkinlerden de duyabileceğimiz ‘ailemle güvenli ilişki kuramadığım için ilişkilerim devam etmiyor’ cümlelerinin temelinde yatan bilimsel teori; John Bowlby ve Mary Ainsworth’ün ortaya attığı Bağlanma Teorisi‘dir.

John Bowlby Kimdir?

John Bowlby psikanalitik temelli İngiliz bir psikologdur. Bowlby, Trinity Üniversitesi’nde psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra tıp ve psikiyatri eğitimi almıştır. Çocukluğunda, annesini “ilginin çocukları şımarttığı” düşüncesinden dolayı günde sadece 1 saat görmüştür. Bowlby 4 yaşındayken bakım vereninin evden ayrılması ve annesinin vefatını travmatik deneyim olarak tanımlamıştır. Yaşadığı bu travmatik deneyimler Bowlby’i bağlanma teorisini oluşturmaya yöneltmiştir.

Bowlby aynı zamanda duygusal açıdan zorluk yaşayan çocuklarla çalışmıştır. Bu deneyimi ile anne-çocuk ilişkisinin çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimine etkisini araştırmıştır. Aynı zamanda, bağlanmanın nesiller arası aktarımı üzerine de birçok çalışma yürütmüştür.

Bağlanma Nedir?

Bağlanma başka bir insanla kurulan duygusal bağdır. Bağlanma teorisi ise ilk bakım verenle kurulan bağdan itibaren tüm sosyal ilişkilere odaklanır. Bağlanma John Bowlby’e göre ise ‘insanlar arasında devamlılık gösteren psikolojik bir bağlılıktır’.

Neden Bağlanmaya İhtiyaç Duyuyoruz?

Bowlby’e göre bağlanmanın evrimsel bir geçmişi vardır. Ona göre bakımveren bebeğe güvenlik ve koruma sağlamalıdır. Bağlanma evrimsel teori göze alındığında bebeğin bakımverenle kurduğu bağ sayesinde hayatta kalma şansının da artmasıdır. Aslında kurulan bu sosyal ilişki biyolojik bir ihtiyaçtır. Bowlby’e göre bebekler stres altındayken bakım verenleriyle yakınlık arama ihtiyacı hissederler.

Sahte Anne Deneyi

Bunu Harry Harlow’un yeni doğan maymunlar üzerine yaptığı sahte anne deneyiyle açıklayabiliriz. Harlow deney odasına birisi demirden ve biberonla süt veren, diğeri yumuşak ve sıcak havludan oluşan ama yemek vermeyen anne figürü olmak üzere 2 ayrı anne figürü koydu ve maymunların hangi figür anneye gideceğini gözlemledi.



Maymunlar beslenmek için demirden anneye gitmeyi tercih etseler bile deney odasına korkunç bir ses uyaranı koyulduğunda yeni doğan maymunlar tehditten korunmak için havlu anne figürüne gitmeyi tercih ettiler. Maymunlar tehdide karşı hayatta kalabilmek için sıcak anne figürünü (onlara güven veren) içgüdüsel olarak yemek veren soğuk anne figürüne tercih ettiler. Bowlby’nin de bahsettiği bu davranış yaşama şansımızı arttırmak için bağ kurmanın gerekliliğini gösterir.

Sabit Yüz Deneyi

Bebekler ağlama ve gülümseme gibi doğuştan gelen davranışlar üretirler. Bu davranışlar bakım verenleriyle yakınlık ve temas kurmayı kolaylaştırır ve fiziksel gereksinimleri karşılanır. Bunu anlatan deney Dr. Edward Tronick’in Sabit Yüz Deneyidir.



Bebekler dünyayı keşfetmek ve hayata dair güven duygusu sağlamak için güvenli bir üs ihtiyacı duyarlar. Bu yüzden bağlanmanın belirleyicisi yemek değil ilgi ve duyarlılıktır. Bağlanma ilişkisi için 0-5 yaş kritik bir dönemdir. Bu ilişki gelecekteki tüm sosyal ilişkiler için bir prototip görevi görür. Eğer 0-5 yaş arasında güvenli bir bağlanma gelişmemişse, ileriki yaşantı da ona göre şekillenir.

Bağlanma Türleri

Güvenli Bağlanma

Bakım veren çocuğun ihtiyaçlarına duyarlıdır. Çocuk bakım verenle sağlıklı bir şekilde bağlanabilmiştir. Çocuk bağlandığı kişi yanından gitse bile geri geleceğini bilir ve geldiğinde neşelenir. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar yetişkinliklerinde kalıcı, güven dolu, romantik ve sosyal ilişkiler kurar. İnsanlara ve kendilerine güven duyarlar. Duygularını ifade etmekte zorlanmazlar ve dünya onlar için güvenilir bir yerdir.

Kaygılı/Kararsız Bağlanma

Bakım veren çocuğa karşı bir duyarlı bir mesafelidir. Bağlandığı kişi yanından gittiğinde çocuk kendisini sakinleştirmekte zorlanır. Bakım veren yanına gelse bile bu kaygılı durum bir süre devam eder. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde kaygılı ve karşı tarafa bağımlı sosyal ilişkiler kurarlar. Kendilerine değil karşı tarafa güvenme eğilimindedirler. Dünya onlar için belirsiz bir yerdir.

Kaçınan Bağlanma

Bakım veren çocuğa karşı mesafeli ve soğuktur. Çocuk bağlandığı kişi yanından gitse bile bunun farkında değildir ve geldiğinde de tepkisiz kalır. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar yetişkinliklerinde ilişki kurmakta zorlanırlar. Etrafa değil sadece kendilerine güvenir ve ilişkileri kendi çıkarları üzerinedir. Duygularını ifade edemezler ve sosyal ilişkilerine duygusal yatırım yapamazlar. Dünya onlar için güvensiz bir yerdir.

Dağınık Bağlanma

Bu bağlanma türü en sağlıksız olanıdır. Genelde bakım veren patolojik bir duruma sahiptir (borderline, şizofreni gibi). Çocuğun ihtiyaçlarını görmez ve duymaz. Bakım veren çocuk için yakınlık kurulmak istenilen ama bir o kadar da güven duyulmaz biridir. Çocuk bakım vereni yanından gidince, huzursuzlanır ancak tekrar gelse bile ya sakinleşemez ya da sarılır, birkaç saniye sonra ise bakım verenden uzaklaşırlar. Çocukluklarında bu tür bağlanmaya sahip olan insanlar, yetişkinliklerinde ilişki kurmakta zorlanırlar çünkü ne kendilerine ne de karşı tarafa güvenebilirler. Dünya onlar için güvensiz bir yerdir.


Elif Cilmeli


Kaynaklar


Ayrıca Bowlby’nin ‘Bağlanma ve Kayıp’ adlı kitabı bağlanma teorisini anlatan en önemli eserlerinden biridir. ‘Ayrılık: Kaygı ve Öfke’ adlı kitabında “hayatımın en kötü dönemi” dediği yatılı okul hayatını anlatmıştır.


Bir cevap yazın