Kitap Analizi: Bağışlanan Terapi


Künye

  • Yazar: Irvin D. Yalom
  • Çeviri: Zeliha İ. Babayiğit
  • Orjinal Adı: The Gift of Therapy
  • İlk Türkçe Basım Tarihi: 2002

Irvin D. Yalom, Rus asıllı Amerikalı bir psikiyatristtir. Özellikle grup terapileri ve varoluşçuluk konularında uzmanlaşan yazar, “The Theory and Practice of Group Psychotherapy” isimli ilk kitabını 1970 yılında yayınlamıştır. Küçük yaşlarda kurduğu kitap yazma hayalini gerçekleştirmeye o zamanlardan başladı ve bu serüveni hala devam etmekte. The American Psychiatric Association Irvin D. Yalom’a psikiyatri ve dine katkılarından dolayı 2000 yılında “Oscar Pfister” ödülünü vermiştir.

Bağışlanan Terapi birçok yönden psikoloji öğrencilerine rehberlik edebilecek bir kitap. İkinci bölümünde “Tanıdan Kaçının” ibaresinin kullanılması tanı koyma/ma konusunun ne kadar önemli bir konu olduğunun altını çizer nitelikte. Danışana bir tanı koyma telaşında olunmaması gerektiğinden bahseden yazar tanının görüş açısını daralttığından ve karşıdaki kişiyle insan olarak ilişki kurma yeteneğini azaltacağından bahseder. Danışanı seansta gözlemleyerek (şimdi ve burada), bizimle kurduğu ilişkiye bakarken sosyal ilişkilerini de anlamaya çalışarak, bize nasıl hissettirdiğine bakarak günlük hayatta yaşadığı sorunların nedenini ve nasılını anlayabileceğimizi defalarca vurguluyor. Şimdi ve Burada’nın gücünü kavramamı sağlayan bu bölümler bana yeni bir bakış açısı kazandırdı.

Terapötik İlişkinin Önemi

Kitapta en çok önem verilen kısım terapötik ilişki diyebilirim. Defalarca yinelenen bu kavram ile; terapi sürecindeki ilerlemenin ancak danışan ve terapist arasındaki güven ilişkisi kurulursa sağlanabileceği anlatılmak istenmiştir.

Kendini açma diğer bir önemli başlık olarak bahsediliyor. Varoluşçu ekolün temelinde buna yatkınlık olduğundan dolayı kendini açma mevzusu kitapta detaylı bir şekilde yer alıyor ve öğütleniyor. Fakat bu konuda çok dikkatli olunmalı ve sadece danışanın yararına olabilecek şekilde terapist kendini açmalı. Ancak ben yeteri kadar deneyim sahibi olunduğunda bu aracın kullanılabileceğini, tecrübesiz bir terapistin kendini açması yarardan çok zarara sebep olabilir diye düşünüyorum.

Terapide Geribildirim

Geribildirim konusu en çok aklıma yatan konulardan birisi oldu. Yalom ve danışanları her seans sonrası birbirlerine geribildirim niteliğinde mektuplar yazıyormuş ve kitapta bu durumun faydalı olduğundan bahsediliyor. Bu şekilde yapılmasa bile geribildirimin işlerin yolunda gidip gitmediğini kontrol etmek ve sorgulamak, gerekirse yeni yöntemler geliştirebilmek adına hem danışan hem de terapist yararına güzel bir adım olabileceğini düşünüyorum.

Kalan bölümlerde ise kendini izlemeye teşvik ve rüyaların öneminden bahsediliyor. Terapistin; danışanının kendini izlemesi için teşvikte bulunması gerektiği ve bu sayede danışanın da kendini anlayabilmesi, neyi, ne zaman, nasıl, niçin yaptığını bulabilmesinin terapi sürecinde ve sonrasında yardımcı olabileceğinden bahsediliyor.

Son olarak rüyaların sanıldığının aksine önemli şeyleri ifade edebileceğinden, belki çözülememiş bir konuya işaret edebileceğinden veya terapist ile ilgili konularda ve terapi gidişatı ile ilgili de çıkarımlar yapılabilecek bir araç olabileceğinden bahsedilmiştir.

Bu kitap bana terapi konusunda daha derin bir anlayış kattı. Evet terapide belli kurallar var ve evet kontrollü gitmeliyiz. Belki belli bir çerçevenin dışına çıkmamalıyız, fakat bazı konularda ve durumlarda esneklik sağlayabileceğimizi, bizim de hatalar yapabileceğimizi ve bunu düzeltmenin yolları olduğunu anlamamı sağladı.


Merve Nur İşçi


Bir cevap yazın