İlişkilerde çatışma kelimesi genellikle olumsuz bir çağrışım yapar. Birçok kişi çatışmayı tartışmak, kavga etmek veya ilişkinin sonu olarak algılar. Ancak gerçek şu ki, hiçbir ilişki tamamen sorunsuz ilerlemez ve çatışma, her ilişkinin doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Önemli olan, çatışmanın varlığı değil, onunla nasıl başa çıkıldığıdır. Aslında, sağlıklı bir şekilde yönetilen çatışmalar, ilişkileri zayıflatmak yerine daha da güçlendirebilir. Peki, ilişkilerde “sağlıklı çatışma” nedir ve nasıl pratiğe dökülür?
Neden Kaçınılmazdır?
İki farklı birey bir araya geldiğinde farklı düşünceler, inançlar, değerler, beklentiler ve yaşam deneyimleri de bir araya gelir. Bu farklılıklar zaman zaman anlaşmazlıklara yol açması kaçınılmazdır. Çatışma, aslında bu farklılıkların yüzeye çıktığı bir andır. Onu bir tehdit olarak görmek yerine, ilişkideki dinamiklerin bir parçası ve hatta bir büyüme fırsatı olarak algılamak, iyi bir başlangıç noktasıdır.
Yıkıcı Olmayan Tartışma
Sağlıklı çatışma, iki tarafın da duygu ve ihtiyaçlarını ifade edebildiği, birbirini dinlediği, çözüm odaklı yaklaştığı ve ilişkinin temeline zarar vermeyen tartışma biçimidir. Bu bağırmak, hakaret etmek, küsmek veya konuyu değiştirmek yerine, karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde sorunları ele almaktır. Sağlıklı çatışma, ilişkinin derinleşmesine ve tarafların birbirini daha iyi tanımasına olanak tanır.
Çatışmayı Yönetmenin Yolları
- Doğru Zaman ve Yer: Öfkeli veya yorgun bir anda önemli bir konuyu tartışmaya başlamak genellikle verimsiz sonuçlar doğurur. Sakinleşmek için zaman tanıyıp ve rahat, özel bir ortamda konuşmak teklif edilebilir. “Şimdi bu konuyu konuşmaya uygun muyuz?” diye sormak, iyi bir başlangıçtır.
- “Ben Dili”: Suçlayıcı ifadelerden (“Sen hep…”, “Sen asla…”) kaçınılmalıdır. Bunun yerine kişinin kendi duygularını ve ihtiyaçlarını ifade eden “ben dili”ni kullanımı önerilir. “Ben kendimi ihmal edilmiş hissediyorum” demek, “Sen beni asla dinlemiyorsun” demekten çok daha yapıcıdır.
- Dinlemek, Gerçekten Dinlemek: Amaç haklı çıkmak değil, anlaşılmak ve anlamaktır. Karşı tarafın ne söylemek istediğini yargılamadan, sözünü kesmeden dinlemeye çalışın. Duyduklarınızı kendi cümlelerinizle özetleyerek doğru anlayıp anlamadığınızı teyit edin. Bu, “Anladığım kadarıyla sen… hissediyorsun, doğru mu?” şeklinde olabilir.
- Konuya Odaklanmak: Tartışma esnasında eski defterleri açmaktan veya konuyu dağıtmaktan kaçının. Mevcut soruna odaklanın ve bir çözüm bulana kadar başka konulara geçmeyin. “Şimdi sadece bu konuya odaklanalım” diyerek kendinizi ve partnerinizi yönlendirebilirsiniz.
- Empati: Partnerinizin bakış açısını anlamaya çalışın. Onun ne hissedebileceğini, neden öyle davrandığını veya neye ihtiyaç duyduğunu düşünün. Empati, aranızdaki gerilimi azaltan ve anlayışı artıran güçlü bir araçtır.
- Esneklik ve Uzlaşmaya Açık Olmak: Her zaman kendi dediğinizin olmasını beklemeyin. Sağlıklı bir ilişkide uzlaşma esastır. Karşılıklı ihtiyaçları dengeleyerek ortak bir zemin bulmaya istekli olun.
- Sorumluluk Almak: Eğer bir hata yaptığınızı veya partnerinizi incittiğinizi fark ederseniz, sorumluluk almaktan çekinmeyin ve içten bir özür dileyin. Bu, ilişkinizdeki güveni pekiştirir.
- Mola Vermek: Tartışma çok gerginleştiğinde ve duyguların yükseldiği hissedildiğinde, mola vermeyi teklif edin. “Şu an çok sinirliyim, sakinleşince konuşmaya devam edelim mi?” demek, durumun daha da kötüleşmeden durmasını sağlar.
- Yardım: Eğer çatışmaları sağlıklı bir şekilde yönetmekte zorlanıyorsanız ve tartışmalar ilişkinize zarar veriyorsa, bir çift terapistinden destek almak faydalı olabilir. Bir uzman, iletişim kalıplarınızı fark etmenize ve daha sağlıklı yollar geliştirmenize yardımcı olacaktır.
Çatışma bir ilişkinin sonu değil, onun büyüme ve derinleşme potansiyelidir. Sağlıklı çatışma becerileri geliştirerek insanlarla daha güçlü, daha anlayışlı ve daha tatmin edici bir bağ kurulabilir.