İşlevselcilik


İşlevselcilik, her ne kadar psikolojide bir akım ya da ekol olarak görülse de, işlevselciliğin kurucuları bu düşünceyle aynı görüşte değildi. Wundt ve Titchener’ın yapısalcılığı tüm bilim dünyasına egemen olduğu dönemde ortaya çıkmış olsa da, bu akımın katılığını eleştirmiş ve esnetmeye çalışmış olsalar da, bir ekol yaratmak gibi fikirleri yoktu. Buna rağmen işlevselcilik psikoloji tarihinde önemli bir yer tutar.

Chicago Okulu

William James’in Psikolojinin İşlevleri kitabıyla ışık tuttuğu işlevselciliğin kurulmasına asıl katkı yapanlar, Chicago Okulu’ndan John Dewey ve Rowland Angell’dır.

İşlevselciliğin genel özellikleri şu şekildedir:

  • Zihinsel işlevlere vurgu yapılmaktadır. Dönemin yapısalcılığında zihinsel elementler önemli iken işlevselcilikte zihinsel işlemler ön plandaydı. Amaç ve öğrenilmek istenen şey zihnin belli davranışlarda nasıl işlediğini anlamaktı.
  • Bilinç kavramı oldukça önemlidir ve işlevselcilere göre bilinç, iç ve dış ihtiyaçlara bakar ve bunlar arasında bir köprü kurar. Davranışlarımızı belirleyen zihin, organizmanın hayatta kalmasını ve türünü devam ettirebilmesini sağlar.
  • Ruh-beden ilişkisini inceler. İşlevselcilere göre ruh ve beden birbirinden ayrı şeyler değildir. Sadece bir mekanizmanın iki alt türüdür ve birbirleri arasında geçiş yapabilirler.

Woodworth’un Katkıları

Chicago Okulu’ndan sonra Columbia Üniversitesi’nden Robert Woodworth, işlevselcilik akımına bazı katkılar sunmuştur. Hiçbir zaman bir ekole bağlı kalmak istemediğini söylese de, çalışmaları işlevselciliğin devamı gibidir. Woodwort, organizmanın hem dışsal faktörler ile hem de içsel faktörler neticesiyle davrandığını ve psikolojinin bu iki kısımla da ilgilenmesi gerektiğini söylemiştir.

Dinamik Psikoloji adı altında geliştirdiği fikirlerin temelinde motivasyon kavramı vardır. Ona göre; fizyoloji davranışları gerçekleştiren mekanizmadır ve bir davranışı gerçekleştirirken vücudumuzda harekete geçen her türlü uzuv veya organdır. Bu davranışın bize nasıl gerçekleştiğini anlatır. Davranışın neden gerçekleştiği sorusuna ise dürtü cevap verir ve bu organizmanın içsel bir sürecidir. İşte davranışlardaki bu temel değişimin nedeni motivasyon ile ilgilidir.

İşlevselciliğe birçok eleştiri gelmiş olsa da psikoloji bilimine olan katkıları yadsınamaz. Gerek yeni araştırma metotları geliştirme, gerek ilgilendikleri konuların daha sonra psikolojide farklı alanlar olarak ortaya çıkması (örneğin insanların günlük problemlerini nasıl karşıladıklarıyla, bunlara nasıl uyum sağladıklarıyla da ilgilenmiştir. Böylelikle bugün uygulamalı psikoloji dediğimiz alanın önünü açmışlardır.) katkıları arasında gösterilebilir.


Beyza Küçük


Kaynak

  • Schultz, D. ve Schultz, S. E. (2007). Modern Psikoloji Tarihi. (Çev. Yasemin Aslan). İstanbul: Kaknüs Yayınları.

Bir cevap yazın