“Güçlü olmalısın.” “Ağlama.” “Duygunu gösterme, seni üzerler.”

Çoğu insan çocukluğundan itibaren bu telkinlerle büyüdü. Psikoloji ve toplumsal algı uzun süre “dayanıklılık” (resilience) ile “kırılganlığı” (vulnerability) birbirinin zıttı gibi konumlandırdı. Ancak modern psikoloji çalışmaları artık bize kırılganlığın cesaretin ölçü birimi olduğunu söylüyor.

Kırılganlık Nedir?

Latince “yaralanmak” (vulnus) kökünden gelen kırılganlık; belirsizlik, risk ve duygusal olarak açığa çıkma durumudur. Dr. Brené Brown kırılganlık için, “Sevginin, aidiyetin, neşenin ve empatinin doğum yeridir.” der.

Biyolojik açıdan bakıldığında, insan beyni sosyal bağ kurmak üzerine programlanmıştır. Ancak bağ kurabilmek için “görülmeye” izin vermek gerekir. Bu “görülme” hali, yani kişinin kendi iç dünyasını, korkularını veya hatalarını bir başkasına açma riski, kırılganlığın ta kendisidir.

Başka bir açıdan bakıldığında kırılganlık, ilişkilerin “yapıştırıcısıdır.” Eğer kırılganlık kapatılırsa, diğer tüm duygularla (neşe, heyecan, tutku) olan bağ da uyuşturulmuş olur.

Neden Kırılganlıktan Kaçılır?

Sıkça bahsedildiği üzere “Deneyimsel Kaçınma” (Experiential Avoidance) kavramı burada devreye girer. Kırılgan hissetmek; bedensel olarak titreme, göğüste baskı veya “küçülme” hissi yaratabilir. Bu hisler o kadar tehditkardır ki, zihin hemen bir savunma geliştirir:

  • Mükemmeliyetçilik: “Eğer her şeyi kusursuz yaparsam kimse beni eleştiremez (yaralayamaz).”
  • Uyuşma: Ekranlar, aşırı yeme veya alkol ile o “boşluk” hissini doldurmaya çalışmak.
  • Öfke ve Saldırganlık: Üzüntüyü veya hayal kırıklığını (kırılgan duygular) hissetmek yerine öfkeyle (güçlü görünen duygu) saldırmak.

Bu kalkanlar kişiyi kısa vadede koruyor gibi görünse de, uzun vadede kişinin kendisine ve sevdiklerine yabancılaşmasına neden olur.

Kırılganlığa Nasıl Yaklaşılmalı?

Kırılganlığı yönetmek, onunla birlikte kalabilme kapasitesini artırmaktır.

Duyguyu Bedende Fark Edin

“Şu an kendimi nasıl hissediyorum?” sorusunu zihinsel değil, bedensel olarak sorun. Kırılganlık midenizde bir düğüm mü? Boğazınızda bir yumru mu? Duyguya bir “isim” vermek (adlandırmak) amigdalanın alarm seviyesini düşürür. O hisle savaşmayın, orada olmasına izin verin.

Seçici Kırılganlık

Kırılganlık, “herkese her şeyi anlatmak” demek değildir. Bu, sınırsızlık olur ve güvensizdir. Kırılganlık, hikayenizi taşımayı hak eden kişilerle paylaşmaktır. Güven ile kırılganlık el ele büyür. Önce küçük bir risk alın, karşı tarafın kapsayıcılığını test edin ve bağ kurdukça açılın.

Şefkatli Bir İç Ses

Kırılgan hissettiğinizde içinizdeki eleştirmen “Ne kadar aptalsın, yine hata yaptın” diyebilir. Bunun yerine, deneyimsel bir kabulle kendinize şunu söylemeyi deneyin: “Şu an zorlanıyorum ve bu çok insani. Herkes hata yapar, bu benim değersiz olduğumu göstermez.”

“Ben Buradayım” Demek

Kırılganlık, belirsizliğe rağmen “seni seviyorum” diyebilmektir. Garanti olmamasına rağmen bir işe girişmek, reddedilme riskine rağmen yardım istemektir.

Savunmalar insanı yaralanmaktan koruyabilir ama aynı zamanda görülmekten, sevilmekten ve gerçekten yaşamaktan da alıkoyar. Psikologlar terapi odasının güvenli ortamında, yavaşça ve danışanın kendi hızında savunmaların inmesine eşlik eder. Çünkü biliyoruz ki; değişim en kırılgan olunan anlardan hemen sonra gerçekleşir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close