Yetenek; doğuştan gelen, doğru koşullar altında filizlenen biyopsikososyal hediye.

Yeteneği Gerçekten Ne Ortaya Çıkarır?

Yetenek, psikoloji ve felsefe literatüründe yüzyıllardır tartışılan, genellikle “Allah vergisi” veya “piyango” gibi deyimlerle açıklanmaya çalışılan bir olgudur. Modern psikoloji ve nörobilim perspektifinden bakıldığında, yeteneğin statik bir durum değil, dinamik bir süreç olduğunu görürüz. Bir tohumun içinde bir orman potansiyeli taşıması gibi, her birey de içinde sayısız yetenek tohumu taşır. Peki, bu tohumu çatlatıp filize dönüştüren o “görünmez güç” nedir?

Yeteneği ortaya çıkaran mekanizma, tek bir anahtardan ziyade, ortam, direnç ve tekrarın karmaşık bir kombinasyonudur.

Hata Yapma Lüksü

Yaygın inanışın aksine, yetenek baskı altında değil, güven ortamında filizlenir. Bir bireyin yaratıcı potansiyelini veya analitik zekasını ortaya koyabilmesi için, öncelikle “hayatta kalma modundan” çıkması gerekir.

Sinir sistemi sürekli tehdit algıladığında (aşırı eleştiri, yargılanma korkusu veya duygusal ihmal), beyin kaynaklarını savunmaya harcar. Yeteneğin ortaya çıkması için gereken ilk pragmatik koşul psikolojik güvenliktir. Kişi, denediğinde ve yanıldığında “yetersiz” olarak etiketlenmeyeceğini bildiği bir ortamda (aile, okul veya iş yeri) risk almaya başlar. Yetenek, tam da bu risk alma anlarında, yani konfor alanının sınırlarında kendini gösterir.

Güçlükler ve Maruz Kalma

Toprak ne kadar verimli olursa olsun, tohumun çatlaması için bir basınca ihtiyacı vardır. Psikolojide bu durum bazen paradoksal bir şekilde işler. Konfor alanı, yeteneğin en büyük düşmanıdır.

Yetenek; bir ihtiyaç, bir problem veya bir kriz anında, yani bir gereklilik doğduğunda yüzeye çıkar. Tarihteki büyük dehaların veya günümüzün başarılı isimlerinin hikayelerine bakıldığında, yeteneklerinin genellikle bir engeli aşma çabası sırasında parladığı görülür. Bu nedenle, yeteneği ortaya çıkarmak isteyen kişi veya ebeveynler, hayatı “dikensiz gül bahçesine” çevirmek yerine, kişi için yönetilebilir zorluklar (bilişsel psikologların deyimiyle desirable difficulties) yaratmalıdır. Zeka ve beceri, sürtünme ile bilenir.

Bilinçli Pratik ve Nöroplastisite

Son olarak, yeteneği görünür kılan en somut etken sürekliliktir. Angela Duckworth’un “Azim” (Grit) kavramıyla açıkladığı gibi; yetenek, çaba sarf edilmediğinde sadece karşılanmamış bir potansiyeldir.

Biyolojik olarak yeteneğin ortaya çıkışı, beyindeki nöronlar arasındaki bağların (miyelinleşme) güçlenmesi demektir. Bu da ancak derinleşmiş, odaklı ve tekrarlı pratikle mümkündür. Bir piyanistin parmaklarındaki yetenek, sadece genetik bir miras değil, binlerce saatlik “bilinçli pratiğin” (deliberate practice) sonucudur. Yetenek, sıkıcı görünen tekrarların arkasına saklanmış bir ödüldür.

Etik Bir Sorumluluk Olarak Yetenek

Yeteneği ortaya çıkarmak, sadece bireysel bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda etik bir sorumluluktur. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nin zirvesindeki “Kendini Gerçekleştirme” basamağı, kişinin kapasitesini kullanabilmesiyle ilgilidir.

Kendi yeteneğinizi veya başkalarının yeteneğini ortaya çıkarmak istiyorsanız şu formülü uygulayabilirsiniz: Yargılamayın, güvenli bir alan yaratın, kişiyi (veya kendinizi) zorlayıcı ama ulaşılabilir hedeflerle sınayın ve sıkılmadan tekrar etme disiplinini bir erdem olarak benimseyin. Yetenek bulunmaz, inşa edilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close