Erken Yaşta Evlilik


“Eskiye kıyasla evlilikler daha az tercih ediliyor” gibi genel bir yargı var ancak ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Mesleki tecrübelerime dayanarak özellikle de bazı kesimlerde evlenme yaşı geçtiğimiz 15-20 yıla göre daha erken döneme kaydı diyebilirim. Üniversite okuyan, muhafazakar veya geleneksel yaşamı tercih eden gençler eğitim süreçlerinde ideal olduğunu düşündüğü karşı cinsiyle evlilik yoluna girme kararı alabiliyor. Ailelerin de desteğini alan bu gençler hem “öğrenci” hem de “eş” olmayı tercih edebiliyor.

Uzun yıllar 18-26 yaş arası gençlerle terapi seansları gerçekleştiriyorum. Toplumsal hayatta yetişkinliğin ve bireyselliğin yanına eklenen evillik kurumu bu genç popülasyon için cezbedici görünüyor. Dini hassasiyetler veya toplumsal kuralların da rol oynaması ile cinsellik, evlilik kurumuna dayandırılarak sosyalize edilebiliyor. Tabii ki de tek gerekçe cinsel yaşantı olarak önümüze çıkmıyor. Ekonomik gerekçeler, barınma, yalnızlık, akademik paylaşımlar vs. her iki gencin ayrı ayrı mücadele edeceği alanlar olmak yerine “çift” olarak kenetlenerek kolaylaştırabilecekleri alanlar olarak düşünülüyor ve evlenmek için gerekçe olabiliyor.

Aileler açısından bakıldığında da bu durum cazip görünebiliyor. Kızının tek başına üniversitede okumasındansa başında eşinin olması ve beraber bunu üstlenmeleri akla yatabiliyor. Keza erkek için de aynı şey geçerli; bir annenin gözünde oralarda ne yer ne içer diye düşünülürken akşam önünde sıcak yemeği olur fikri ve bunun gibi pek çok sebep cezbedici olabiliyor.

Tüm düşünülen sebepler geçerli olabilir. Ancak yaşanılan duygunun yoğunluğuyla bulunan mantıklı sebepler dört duvar arasına girildiğinde geçerliliğini yitirmeye başlayabiliyor. Değişen dünya ile birlikte yeni nesil sorumluluk almaya daha geç yaşlarda başlıyor. Üniversite yaşamına kadar kendi bireysel ihtiyaçlarında dahi ebeveynlerine sığınan veya sığındırılan bir jenerasyon var karşımızda. 18’li yaşlarına geldiğinde bu döneme özgü duygularının heyecanına kapılmak ve coşkunun vermiş olduğu cesaretle evlilik kararı alabilmeleri sorumluluğu gözardı etmelerine engel teşkil ediyor.

Öğrencilik sorumluluğunu taşımaya henüz tam anlamıyla alışamamışken, evlilik kurumunun getirdiği eş, gelin, damat sorumluluğu ile başedebilme becerilerini geliştirebilmeleri için gençlerin zamana ihtiyaçları olabiliyor. Zamana ihtiyaç varken sorumluluk bir kenarda ne yazık ki beklemiyor. Yaklaşan sınavlar, yetişmesi gereken ödevler, projeler ve sunumlar bir kenarda beklerken eşinin beklentileri ve ihtiyaçları da bireylerin karşısında duruyor. Tek bir sorumluluğa göre kendini planlayamayan genç için bunca sorumluluk dağ gibi karşısında kalıyor.

“Yemek masanız çalışma masanız olmasın” diyorum. Rollerin karışmasına benziyor bu. Ben kimim, benim rolüm ne, önceliğim nedir? Evlilik, problem çözme becerileri tam anlamıyla gelişmemiş, sorumluluk almaya yeni başlamış bu yaş grubu için fazla ve hızlı bir yüklenmeye sebebiyet verebiliyor. Başedemeyen genç zamanla eşiyle çatışma yaşamaya, akademik performansını kaybetmeye veya sosyal ilişkilerini yönetememeye başlayabiliyor. Eski jenerasyon için başedilmesi gereken pek çok hayat güçlüğü varken el bebek gül bebek büyütülmüş yeni jenerasyon için evlilik ve yanında ciddi bir sorumluluğu olan öğrencilik ağır bir yük.

Gençler bu kararı alırken ebeveynlere de büyük sorumluluk düştüğü fikrindeyim. Evliliğin toz pembe tarafını bir kenara bırakarak diğer yüzünü gençlere gösterebilmeleri gerekir. Sıklıkla seanslarımda kullandığım bir cümle var; “bardağın dolu tarafı var boş tarafıyla yaşayabilir miyim?” Bu sorunun cevabına göre hareket edilmeli. Çocuklar yetiştirilirken de gelişim dönemine uygun sorumluluklarla tanıştırmak gerekir.

Bireysellik aynı zamanda ekonomik özgürlüğün ele alınmasıyla tam anlamıyla kazanılıyor. Ekonomik özgürlüğünü kazanmadan evlenen gençlerin ailelerine bağımlılığı devam etmektedir. Bu çiftlerin giderleri aileler tarafından karşılanır. Aile dinamikleri açısından bakıldığında ebeveynlerin maddi destekte bulunması çiftin kararlarına da müdahil olabilmesi anlamına gelir. Henüz ekonomik özgürlüğün kazanılmamış olması bu tür evliliği düşünen çiftler için kritik öneme sahiptir. Üniversite hayatında evliliği düşünen gençlerin yukarıda bahsettiğin kriterleri değerlendirmesini ve evlilik kararını buna göre almalarını tavsiye ediyorum. Yemek masanız çalışma masanız olmasın!


Merve Tunay Dünya | Klinik Psikolog


 

Bir cevap yazın