Film Analizi: The Truman Show


Künye

Yönetmen: Peter Weir
Yapım Yılı: 1998
Tür: Dram/Fantastik
Süre: 107 dakika
IMDb: 8,1
Oyuncular: Jim Carrey (Truman Burbank), Laura Linney (Meryl Burbank), Noah Emmerich(Marion), Natascha McElhone (Lauren /Sylvia), Ed Harris (Yönetmen Christof)


The Truman Show, Andrew Niccol tarafından yazılan ve 1998 yılında yönetmen Petter Weir tarafından gösterime sunulan bir filmdir. Başrolünü Jim Carrey’nin üstlendiği filmin kurgusu medya içerik üretimine susamış bir yönetmenin, bir insanın hayatını televizyon şovuna çevirme çabasından ibarettir. Film yaşama özgürlüğünün olmadığı bir adamın hikâyesinin tüm insanlar tarafından yıllarca seyredilmesini anlatır.

Özet

The Truman Show hiçbir zaman özgür olmamış bir adamın hikâyesi. Truman Burbank bir televizyon şirketi tarafından yasal yollarla evlat edinilmiş ve otuz yaşına kadar bir fanusun içerisine kıstırılmış halde kendisinin haricinde herkesin bildiği sahte bir hayatı yaşamaktadır. Truman herkes gibi ideal bir evliliği olan masa başı bir işte çalışan, Amerika’nın bir eyaletinde küçük bir kasabada yaşayan ve standart bir hayatı olan ideal bir insandır.

Her şeyden habersiz yaşayan Truman’ın gerçekleri öğrenmesi çok uzun sürer. Lauren adında bir kadına aşık olur. Lauren Truman’ın hayatının bir şova çevrilmesinden her zaman rahatsız olmuştur. Truman’a tam gerçekleri anlatacağı zaman yapımcı şirket tarafından alıkonulur ve oyuncuların bir parçası olmayı reddettiği için Fiji’ye sürülür. Truman artık etrafında anlam veremediği tepkiler ve davranışlar aldığı için bir şeyler sezmeye başlamıştır. Masum bir hayatı vardır. Ancak kamera arkasına geçildiğinde masumluk yerini gaddar ve bencil bir yönetmene, bu psikolojik şiddete göz yuman binlerce çalışana bırakır. Truman doğduğu andan bu yaşına kadar bir televizyon şovuna hapsolmuş o dünyanın içine doğmuş ve o dünyada yaşaması kurgulanmış sömürücü ve bencil dünyanın reklam yüzü olmuştur. Karısı, komşusu, en yakın arkadaşı, patronu, iş arkadaşları ve sokakta gezen adamlar hepsi oyun estetiği açısından bu şiddete rıza göstermiş ve bir insan hayatının gizliliği yok sayılarak buradan kazanç sağlamışlardır. Truman her şeyin farkına yavaş yavaş aklındaki parçaları birleştirerek varır. Hayatının hep aynı gitmesi, asansörün içinde görünen yapım ekibi, öldüğünü sandığı babasını yolda görmesi Truman’ı gerçeklere ulaştırır. Yönetmen Christof ve ekibini bir oyuna getirerek ekrandan kaçar. Özgürlüğüne kavuştuğunu zannettiği tam o anda önüne engeller çıkar. Engelleri aşarak hapsolduğu hayattan kurtulur.

Analiz

‘The Truman Show’ toplumun sosyolojik meselelerine trajikomik bir şekilde yaklaşıyor. Film şu anda var olduğumuz, yaşadığımız, dokunduğumuz, gördüğümüz ama hepsinden çok sandığımız hayatın yapaylığını gösteren, silkeleyen, korkutan ama uyandırmayan bir gerçekliktir. Filmin vermek istediği asıl mesaj toplumun ve medyanın etiğine yönelik değil, bireyin etik sorunsalıyla ilgilidir. Burada etik sınırlar ve mahremiyet gözler önüne serilmiş ve bir insan psikolojik şiddete maruz bırakılmıştır. İzlerken beklentilerin karşılandığı, İçinde orijinalliği, sürükleyiciliği ve iyi oyunculuğu barındıran bir film.


Fatma Güven


Bir cevap yazın