Hafızamıza Ne Kadar Güvenebiliriz?


Hiç oldukça net hatırladığınız bir anının aslında yaşanmadığını öğrendiğiniz oldu mu? Ya da aileniz çocukluğunuza dair daha önce bilmediğiniz bir anıyı anlattığında, bu anıyı bir süre sonra oldukça canlı biçimde hatırladınız mı? Yalnızca siz değil, başka pek çok insan buna benzer durumları yaşar. “Sahte anı” adı verilen bu durum yalnızca birey düzeyinde değil, bazen toplumsal olarak da görülebilir.

İnsan Hafızası Yanılabilir mi?

Hafızamızda yer alan bilgiler ya da anılar ilk hallerinde kalmaz, tekrar ve tekrar işlenirler. Bir bilgiyi hafızamıza kaydederken onları daha önceki bilgilerimiz ve çevresel etmenler yardımıyla yapılandırırız. Kırılgan hafızamız, tekrar işlendiği zamanlarda da aynı süreçten geçer ve yeniden inşa edilir. Bu süreçte, bazı içsel ve dışsal etkenler hafızamızı yanıltabilir. Bu etkenlerden biri de ruh halidir. Yapılan araştırmalar sonucunda, uzun süredir devam eden depresif ruh halinin yanlış hatırlama oranlarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle depresyonla ilişkili ve negatif materyaller, depresyondaki kişiler tarafından depresyonda olmayanlara oranla daha fazla hatırlanır. Daha basit bir ifadeyle, depresif kişiler anılarındaki olumsuzluklara odaklanırlar. Ruh halinin etkilerine ek olarak medya, içinde bulunduğumuz kültür ve dışarıdan müdahaleler de benzer bir etki yaratabilir.

Flasbulb Memory

Ulric Neisser ve Nicole Harsch’ın, 1986’da gerçekleşen 7 mürettebatın hayatını kaybettiği Challanger uzay mekiği kazası ile yaptıkları deney, sahte anılarla ilgili önemli çalışmalardan biridir. Katılımcılardan olaydan bir gün sonra, kazanın yaşandığını duydukları anı anlatmaları istenmiştir. İki buçuk ila üç yıl sonra ise aynı soru katılımcılara tekrar yöneltilmiştir. Kazadan bir gün sonra katılımcıların yalnızca %21’i olayı televizyondan öğrendiğini söylerken, aradan geçen sürenin ardından aynı kişilerin kazayı televizyondan duyduklarını söyleme oranları %45’e ulaşmıştır. İnsanların benzer gelişmeleri en çok televizyon üzerinden duyduklarını bilen bu kişiler, muhtemelen bu bilginin de etkisiyle anılarını modifiye etmişlerdir.

Başka bir örnek ise 2002 yılında James Ost ve arkadaşlarının, bir alışveriş merkezinde Prenses Diana ve Dodi Fayed’in hayatını kaybettiği trajik trafik kazası hakkında yaptıkları deneydir. 1997’de gerçekleşen bu kaza ile ilgili katılımcılara, paparazilerin kazayla ilgili kaydettikleri video kaydını görüp görmedikleri sorulur. 45 katılımcının 20’si kaydı izlediğini belirtir. Fakat aslında bu imkansızdır çünkü böyle bir video kaydı hiç varolmamıştır.

Farklı biçimlerde oluşabilen sahte anılara verilen bu iki örnekten sonra hafızanızın sorunsuz biçimde çalışmasını ve hiç yanılmamasını dilemiş olabilirsiniz. Ancak öncesinde neredeyse mükemmel hafızaya sahip iki kişinin, Solomon Shereshevsky ve A.J.’nin hikayesine göz atalım. Rus gazeteci Shereshevsky, görsel olarak limitsiz bir hafızaya sahipti. Normal hafızaya sahip insanlar gibi işine yaramayan bilgileri unutamıyor, bu onu bulanık bir zihinle yaşamak durumunda bırakıyordu. A.J. olarak isimlendirilmiş kadın ise akademik bilgileri ya da sayıları değil, kendi kişisel anılarını gün gün hatırlıyor, bunlar zihninin içinde sürekli dolaşarak onu rahatsız ediyordu. İki vakada da kişiler yaratıcı düşünme becerisinde oldukça kötü performans gösteriyorlardı. Mükemmel hafızaları onları parçaları birleştirme yetisinden uzaklaştırmış, zihinlerini unutmak istedikleri anılarla meşgul etmişti.

Hatırladıkların Yanıltabilir

Hafızamızın kusursuz şekilde çalışmıyor olmasını, olumsuz bir durum olarak nitelendirmek doğru değildir. Yalnızca, bir bilgiyi iki kişinin de farklı hatırlayabileceğini ve ikisinin de yalan söylemiyor olabileceğini bilmek, mümkün olduğunca hafızamız yerine nesnel kaynakları kullanmak daha faydalı olacaktır. Yanılabilir bir kaynak olan insan hafızasını “görgü tanıklığı” gibi önemli etkileri olabilecek durumlarda kullanmak yerine hata payı daha az olan verileri tercih etmek daha doğru sonuç verebilecektir.

Belki de annenizin size söylediği o söz, yıllar önce küstüğünüz arkadaşınızın hoşunuza gitmeyen davranışı ya da yerin dibine girsem dediğiniz o utanç verici an şuan hatırladığınız şekilde gerçekleşmemiştir. Tekrar gözden geçirmeye ne dersiniz?


Kardelen Yıldız


Kaynaklar

  • Goldstein, E. B. (2015). Cognitive Psychology: Connecting Mind, Research and Everyday Experience (4th Edition). Everyday Memory and Memory Errors içinde (208-240. ss.) Stamford: Cengage Learning.
  • Howe M. L. ve Malone C. (2011). Mood-Congruent True and False Memory: Effects of Depression. Memory, 19(2), 192-201, doi: 10.1080/09658211.2010.544073

Bir cevap yazın