İş sahibi olmak belki de tarihin ilk yıllarından beri tüm insanlık için önemli ve yeri doldurulamaz bir öneme sahip. Hatta son teknolojik gelişmelerle beraber insanlığı kaosa sürükleyeceği öngörülen sıkıntılardan biri de bu işsiz kalma korkusudur. Yokluğunda bizi tedirgin eden ve bizim için büyük bir yer teşkil etmeye başlayan işlerimiz karşısında bir ihtiyaç olarak inzivaya çekilme gerekliliğinden bahsedeceğim.
İnziva Nedir?
İnziva sanılanın aksine her şeyden elini ayağını çekmek değil bir toparlanış sürecinin kendisidir. İnsanın kendini inşasında kalıpları daha iyi oturtması ve kendisini daha iyi tanımlaması için bu inziva ihtiyacı değerlidir. Düşünmeye ve duraklamaya vakti olmayan hayatlar, daimi bir koşuşturmanın artık rutinleştiği bir döngü hâline gelmişken tüm bunlara karşın belki de kendini dinlemeye, kendi içine doğru bir inzivaya çekilmeye bakmak gerekebilir.
Kendini Kabullenme Fırsatı
İnsan kendi zihniyle ancak boş bir vakitte yalnız kalabilir. Bundan ötürü daha farklı bir bakışla Oktay Rifat’ın deyimiyle “yaşayıp ölmek” şeklinde daha yalın bir yerden bakmak yararlı olabilir. İnziva hayatı bir çarklının arasına sıkışık ve hayatın özünden kopuk hâlde yaşamaktan bizi alıkoyabilir. Bunun yerine inziva ile insan, hayatın olağan sıradışılıkları ve beklenmedik yanlarını da kapsayan daha geniş bir kabul düşüncesini kendisine öğretebilir.
Rutinden Uzaklaşmak
Baudelaire’nin flanör deyimindeki gibi özgür olmak tüm bu rutine karşı bir duruşu, metropole karşı bir argüman olarak yaşamayı önermiştir. Belki de bazıları hayatı boyunca bu yönde öneriler almıştır. Bırak, rahatla, gevşe… İnsan bir gereksinim olarak avarelik etmek ister. Yazıyı Bruce Lee’nin meşhur felsefesi fikrini kendimce çevirerek bitiriyorum.
“Zihnini boşalt, şekilsiz, biçimsiz ol tıpkı su gibi. Suyu bir bardağa koyarsan bardağın şeklini alır. Bir şişenin içine koyarsan şişenin şeklini alır. Çaydanlığa koyarsan çaydanlığın şeklini alır. Su akabilir ya da yıkıp geçebilir. Su gibi ol dostum.”