Bugün elimizde, insan zihninin kuantum dolanıklığıyla çalıştığını ya da psikoterapinin kuantum fiziğiyle açıklanabileceğini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Fakat kuantum fiziğinin en büyüleyici kavramlarından biri olan kuantum dolanıklığı, insan psikolojisini düşünmek için sıra dışı bir pencere açar ve düşünme biçimini değiştiren güçlü bir metafor sunar.

Kuantum Dolanıklığı

Kuantum dolanıklığı, iki veya daha fazla parçacığın aralarındaki mesafe ne kadar büyük olursa olsun birbirine anlık olarak bağlanması ve birinin durumu değiştiğinde diğerinin de eş zamanlı etkilenmesi olgusudur. Bu gizemli bağ sayesinde parçacıklar evrenin diğer ucunda bile olsalar birlikte hareket ederler. Bu parçacıklardan birine bakılıp durumu ölçüldüğünde, aradaki mesafe fark etmeksizin diğeri de anında net bir şekil alır. Peki bu durumun psikolojiyle ne ilgisi var?

Freud’un Terapi Odasında Fark Ettiği Dolanıklık

Freud terapi odasında çok ilginç bir durum keşfetmişti. Danışanlar terapistlerine çoğu zaman terapistleri olarak değil, geçmişlerindeki önemli figürler üzerinden tepki veriyordu. Onlarla kurdukları ilişkileri, terapistlerine yansıtıyorlardı. Freud bu duruma aktarım adını verdi. Örneğin, bir danışan terapistine kızdığında aslında kızdığı kişi babası olabiliyordu. Veya terapistinin onu reddettiğini düşündüğünde aslında onu reddeden bir ebeveyniyle olan ilişkisini yeniden yaşıyordu. Kısacası terapi odasında sadece iki kişi varmış gibi görünse de görünmeyen birçok ilişki ve dolayısıyla birçok kişi de o odada bulunuyordu.

Geçmiş gerçekten geçmişte kalmaz. Yaşanılan her ilişki, zihnin görünmeyen katmanlarında birbirine bağlanmaya devam eder. Terapi odasında olan da budur. Orda kurulan ilişki, daha önce kurulmuş olan tüm ilişkilerin bir yansımadır. İnsanın kurduğu ilk ilişkileri, sonraki bütün ilişkilerinin görünmeyen taslağını oluşturur. Bu nedenle hayatın erken evrelerinde işlenmiş, kalıplar haline gelmiş inanç ve döngüleri görmek, bugün neden tekrar edilmeye devam edildiğinin anlaşılmasını sağlar. Onları görmek geçmişi değiştirmez ama bugüne olan etkilerini değiştirir. Farkındalık, bu etkiyi yeniden yapılandırmaya olanak tanır. Tıpkı dolanık iki parçacığın etkileşiminde olduğu gibi.

Nörobilim Ne Söylüyor?

Nörobilime göre her yaşantı beyinde yeni bağlantılar oluşturur. Travmalar özellikle amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks arasındaki iletişimi değiştirebilir. Bu nedenle bazen bugün yaşanan küçük bir olay, geçmişteki çok daha büyük bir duyguyu tetikleyebilir. Sorun, beynin o anı hala ‘şimdi oluyormuş’ gibi işlemesi ve öğrenilmiş otomatik tepkilerini devreye sokmasıdır.

Terapi tam da burada devreye girer. Yeni deneyimler sayesinde beynin eski bağlantıları yeniden düzenlenebilir. Bu sürece nöroplastisite denir. Yani psikoterapi geçmişi silmek değil, beyni yeniden yapılandırmaktır. Terapi güvenli bir ilişki kurar. Bu güvenli ilişki sayesinde eski bağlanma örüntüleri sorgulanır, tehdit algısı azalır ve duygu düzenleme becerileri geliştirilir. Eskinin yeniden yapılandırılması danışanın bugününün değişmesinde önemli bir etkiye sahiptir.

Kuantum Dolanıklığı Neden Güçlü Bir Metafordur?

İnsan hayatında bazı bağlar fiziksel ve zamansal mesafeden bağımsızdır. Çocuklukta sizi etkileyen kişi yıllar önce hayatınızdan çıkmış olsa da zihninizde kurulan ilişki hala yaşamaya devam eder.

Psikoterapi işte bu görünmeyen bağları fark etmeyi sağlar. Çocukluğun sesini yetişkinliğin gürültüsü içinden ayırt etmeyi öğretir. Yaşanılan kırgınlığın nasıl öfkeye, utancın mükemmeliyetçiliğe, korkunun kontrol ihtiyacına dönüştüğünü ve bunların değişebileceğini gösterir.

Kuantum dolanıklığı, psikoterapinin mekanizmasını tam olarak açıklamaz ama bize önemli bir şeyi hatırlatır: Geçmişin yeniden düzenlenmesi bugünü değiştirir.

Özge Öz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close