Nedenini bilmeden tekrarladığınız davranışlarınız oldu mu? İnsanlar bazen sebebini bilmeden sürekli aynı özellikteki kişilere çekilebilir; aslında söylemek istemedikleri şeyleri bir anda söyleyebilirler ya da geçmişte yaşadıkları olaylar, istemeden de olsa bugünkü kararlarını etkileyebilir ve benzer duygular yaşayabilirler. Psikanalizin doğuşu da bununla biraz ilgilidir.
Freud ve Psikanalizin Ortaya Çıkışı
Sigmund Freud, 20. Yüzyılın başlarında insan davranışlarının yalnızca bilinçli düşünceler üzerinden açıklanamayacağını savunmuştur. Ona göre, farkında olunan düşünceler dışında, doğrudan farkında olunmayan istekler, çatışmalar ve anılar da vardı. Burada psikanaliz için en önemli kavramlardan biri ortaya çıkar: bilinçdışı.
Freud’a göre insanlar bazı düşüncelerinin farkında olmasalar da davranışlarında, ilişkilerinde, rüyalarında veya verdikleri tepkilerde kendilerini gösterebilirler. Bu sebeple psikanalitik kuramda “İnsan neden böyle davranır?” dan ziyade “Bu davranışın altında ne olabilir?” sorusu ön plana çıkar.
Zihindeki Çatışma: İd, Ego ve Süperego
Freud, kişilik yapısında id, ego ve süperego olmak üzere üç kavram ortaya koymuştur. İd, basitleştirirsek, isteklerin ve dürtülerin hemen karşılanmasını bekleyen taraf olarak düşünülebilir. Olayın üzerinde durmadan ve sonuçlarını hesaba katmadan “ Bunu istiyorum” diyen taraftır.
Süperego, öğrenilen toplumsal kurallar ve değerlerin oluşturduğu beklentilerdir. Doğru ya da yanlışın daha keskin olduğu taraftır.
Ego bu ikisi arasında dengeyi bulmaya çalışır. Bir tarafta istekler, diğer tarafta kurallar varken, gerçeklikle bağlantıyı kuran taraftır.
Günlük hayattaki örneklerine bakıldığında, öfkeliyken karşıdaki insana akıldan geçen her düşüncenin söylenmesi mümkün olabilir. Fakat kişi bunun sonuçlarını düşünerek kendini durdurabilir. Bu durum, psikanalitik açıdan, insanın iç dünyasında her zaman uyum olmayabileceği, kimi zaman isteklerin ve beklentilerin çatışabileceği şeklinde yorumlanır.
Zihin Kendini Koruyabilir mi?
İnsanlar kaygılandıkları durumlarda başa çıkabilmek için farkında olmadan bazı psikolojik savunmalar geliştirebilir, yaşadıkları olumsuz deneyimlerin kendilerini etkilediğini reddederek “Benim için önemli değildi” diyebilirler. Bir başkası ise kendisinde kabullenmekte zorlandığı bir özelliği sürekli olarak karşısındaki kişide görmeye başlayabilir. Bazı durumlarda ise kişi yaşadığı duyguların sebebi olan kaynağını doğrudan göstermek yerine güvenli alanı olarak gördüğü başka birine yöneltebilir. Bu savunma mekanizmalarını açıklamak için inkâr, yansıtma, yer değiştirme ve bastırma gibi kavramlar kullanılır.
Zorlayıcı duygularla başa çıkmada bazı savunma mekanizmaları yardımcı olabilir. Bunlar, katı şekilde kişinin yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkilediğinde sorun olarak görülür.
Çocukluk Döneminin Önemi
Psikanaliz kuramında çocukluk örüntülerine büyük önem verilir. Bu dönemde kurulan ilişkilerin ve yaşanan çatışmaların ilerleyen yaşlardaki kişilik üzerinde etkili olduğu düşünülür. Ancak bu düşünce bazen “İnsanların sorunlarının sebebi çocukluğudur” şeklinde yorumlanabiliyor.
Psikanalitik bakış açısına göre erken dönem önemli kabul edilse de, ilişkiler, benlik algısı, bağlanma stilleri ve güncel deneyimler gibi konular da göz önünde bulundurulur. Örneğin, bir insanın romantik ilişkilerinde sürekli terk edilmekten korkması, geçmişte yaşadığı ilişkilerle, çocukluktaki deneyimleriyle veya kendisi hakkındaki düşünceleriyle bağlantılı olabilir. Amaç kişiyi doğrudan geçmişine bakarak tanımlamak değil, tekrar eden örüntülerin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışmaktır.
Günümüzde Psikanaliz
Freud’un ortaya koyduğu psikanaliz ile günümüzde uygulanan psikodinamik terapiler tamamen aynı değildir. Klasik psikanaliz genelde uzun ve yoğun bir terapi süreciyken, günümüzde daha kısa süreli psikodinamik terapiler de bulunmaktadır (APA,2017). Bu terapilerde bilinçdışı süreçler, geçmiş deneyimlerin bugünkü ilişkilere etkisi, tekrarlayan davranışlar ve kişinin kaçındığı duygular incelenir.
Zihnin Görünmeyen Tarafını Anlamak
Psikanalitik kuram bazı soruların cevabını yalnızca bilinçli düşüncelerde aramaz. Bir insanın neden sürekli benzer ilişkiler yaşadığı, neden bazı eleştirilerin diğerlerinden daha can yakıcı olabileceği, neden geçmişte yaşanan olayların bugün benzer duyguları ortaya çıkarabileceği gibi soruların cevabına bilinçdışı süreçlerin de dahil olduğunu savunur. Ek olarak, erken yaş deneyimlerinin, içsel çatışmaların ve savunma mekanizmalarının da insan davranışlarını anlamada önemli olabileceğini öne sürer.
Psikanalizin bugün hâlâ konuşulmasının sebebi belki de insanların sadece ne yaptıklarıyla değil, aynı şeyleri neden tekrar tekrar yaptıklarıyla da ilgilenmesidir.
Sude Genç
Kaynakça
- Cramer, P. (2000). Defense mechanisms in psychology today: Further processes for adaptation. American Psychologist, 55(6), 637–646. https://doi.org/10.1037/0003-066X.55.6.637
- Shedler, J. (2010). The efficacy of psychodynamic psychotherapy. American Psychologist, 65(2), 98–109. https://doi.org/10.1037/a0018378
- https://www.apa.org/monitor/2017/12/psychoanalysis-psychodynamic?
- https://www.apa.org/depression-guideline/adults/?