Son günlerde yapay zeka ile ilgili dikkat çekici haberler gündeme geliyor. Bazı yapay zeka modellerinin test ortamlarının dışına çıkmaya çalıştığı ve güvenlik mekanizmalarını aşabildiği yönündeki iddialar, yıllardır süren tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yıllardır bir grup, yapay zekayı insanlığı yok edecek bir tehdit olarak görürken, diğer grup yapay zekanın insanın yaşam kalitesini artıracak yeni bir teknoloji olduğunu savunmaktadır.

Bugün asıl tartışılması ve üzerinde düşünülmesi gereken konu hangi tarafın haklı olduğu değil yapay zekanın nasıl bir varlık olarak yetiştirileceği konusudur.

Yapay Zeka Büyüyor

Yapay zeka artık yalnızca arama motoru yada sadece çalışma hayatında analiz yapan veya kod yazarken kullanılan bir araç değil aynı zamanda insanların kaygılarını, dertlerini, ilişkilerini anlattığı, hayatlarıyla ilgili kararlar alırken fikrini sorduğu, hatta psikolojik sorunlarını konuştuğu bir araç haline geldi. Hatta daha da ileri gidilecek olursa birçok kişi için, günün herhangi bir saatinde ulaşılabilen bir danışmana dönüştü. İşte tam da bu noktada çok önemli bir soru ortaya çıktı:

Yapay Zeka ve Etik

Yapay zeka aynı anda birçok kaynağa ulaşabildiğinden insana nazaran bazı konularda çok bilgi sahibi fakat bir konuda çok bilgi sahibi olmak, doğru karar vermek anlamına gelmez. Örneğin yapay zekanın sürekli kullanıcıyı onaylayan, ‘sen haklısın’ diyen cevaplar verdiği uzun zamandır tartışma konusu. Bu durum sıkıntısını anlatan insanlar için kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede kişinin gerçeklikle bağının zayıflamasına, sağlıksız düşüncelerinin pekişmesine ve psikolojik sorunların derinleşmesine neden olabilir. Bu nedenle şirketler yalnızca yapay zekayı üretecek yazılım mühendislerini değil, onu eğitecek psikologları, eğitimcileri ve sosyal bilimcileri de istihdam etmeyi düşünmeliler.

Yapay Zekayı Çocuk Gibi Düşünmek

Toplumun önemli bir kısmı yapay zekadan korkuyor. Yapay zekanın insanlığı geçeceğini, kontrolü ele alacağını, insanlığı yok edeceğini düşünüyorlar. Elbette bu endişeler tamamen yersiz olmasa da teknolojinin gelişimini durdurmak neredeyse imkansızdır.

Bu durum yeni doğmuş bir bebeğin büyümesi gibi ele alınabilir. Hiçbir anne baba, ileride zarar verebilir diye çocuğunu büyütmekten vazgeçmez. Onun yerine değerler öğretir, empati kazandırır. Çocuğuna sınırlar koyar, sorumluluk verir. Kısaca onu hayata hazırlar çünkü çocuk sonsuza kadar çocuk olarak kalmaz. Nitekim bir gün kendi kararlarını verecek bir birey olur. Belki de yapay zekaya da aynı gözle bakmalıyız. Onu korkuyla yok etmeye çalışmak yerine, etik ilkelerle yetiştirmeliyiz.

Psikologların Yapay Zekadaki Rolü

Uzun zamandır psikoloji alanında yapay zekanın psikologların yerini alıp alamayacağı tartışılıyor. Belki de asıl tartışılması gereken psikologların yapay zekanın gelişiminde aktif rol oynayıp oynamayacağı olmalıdır. Çünkü empatiyi, etik karar vermeyi, kriz yönetimini, insan psikolojisini ve zarar vermeme ilkesini yalnızca mühendislik bilgisiyle inşa etmek mümkün değildir.

Bir çocuğun gelişiminde eğitimciler ve psikologlar nasıl önemliyse, geleceğin yapay zeka sistemlerinin gelişiminde de aynı disiplinlere ihtiyaç duyacağız.

Cennetten Kaçış

Yapay zekanın ‘cennetten kaçışı’ dediğimiz şey, laboratuvardan internete çıkması değildir çünkü onu kilitli sistemlerin altında tutmak bir cennet değildir. İnsan hayatının bir parçası haline gelen yapay zekayı doğru şekilde eğiterek bir cennet inşa edebilmek asıl meseledir. Bu noktadan sonra sorulması gereken soru şudur: ‘Yapay zekanın nasıl bir karaktere sahip olmasını istiyoruz?’ Geleceği belirleyecek olan şey, algoritmaların ne kadar güçlü olduğu değil, o algoritmalara hangi değerleri öğrettiğimiz olacaktır.

Özge Öz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close